1 Ağustos 2011 Pazartesi

Kantarın Topuzu Kaçmadan


21 Mart’ta Koç’un ateşi ile harekete geçen güçlü enerjiyi Boğa’da topraklayarak güçlendirmiş ve ayaklarının yere basmasını sağlamış, İkizler’in keskin zekası ve yerinde duramayan heyecanı sayesinde de aksiyona dönüşmesini izlemiştik hep birlikte. Kimimiz farketti olan biteni ve doğanın ritmiyle birlikte geliştiğini farkederek şükretti. Farketmeyenlerimiz ise “bana birşeyler oluyor ya hadi hayırlısı” demekle yetindiler. Herkesin hemfikir olduğu şey ise artık herşeyin çok hızlandığıydı, zamanın ve dolayısıyla da olayların.

Şimdi de Aslan’ın ateşi tepemizde bütün ihtişamıyla parlarken, Koç’un başlattıklarını OL’durmamız için ısıtıyor bizi. Koç’ta tohumu atılan her ne ise şimdi Güneş’in enerjisi ile doğmaya hazırlanıyor. Sancılı olmaması için bu doğumun Merkür yardımda, merak etmeyin. Geri geri durarak içe dönmemizi, acele etmeden doğumu beklememizi istiyor bizden. Sabrı öneriyor ve ne tesadüf ki oruçla birlikte sabrı öğrenmeye çalışıyor ve dengeye getirmeye niyetleniyoruz kendimizi. Neyi neden yaptığımızı bilerek aydınlanmanın ve varlığımızı üstlere taşımanın zamanı şimdi.

Ruhumuzun ihtiyacı ile bedenimizin ihtiyacını dengeye getirmemiz isteniyor bizden. İkisinin de esiri olmamamız gerektiğini ve ancak dengelendiğimiz zaman Aslan yaratımının gerçekleşeceği anlatılıyor aslında. Güneş’in yaşam verebilmesi için en derin arzularımıza önce kendini bilip, dengesini bulması gerekiyor insanoğlunun.

Sonra Aslan’ın ardından Başak gelip şifalandıracak ve Terazi de yeniden denge ve güzellik getirecek gerçi ama şimdiden hazır sevgi söz konusu olmuşken Aslan’la ve kalp çakrası ışıldamak isterken, Aslan’a şansların en büyüğünü tanımamız gerekecek ve bunu da ancak dengemizi sağlam tutarak yapabileceğiz. Tüm yaşam bizim hayrımıza olacak şekilde çalışıyor, yeter ki biz onunla senkronize olmayı başarabilelim.

Dengeyi kurmak sadece kendi içimizle değil dışımızdaki dünyayla da ilgili. Kimseyi yargılamamak ve kınamamak gerektiğini, “asla” demenin çok büyük hata olduğunu çoğumuz kınadıklarımızı yaparak ve “asla yapmam” dediklerimizi şu veya bu şekilde deneyimleyerek öğreniyoruz. Sizin de başınıza gelmiyor mu bunlar? İşte herkesin bangır bangır söylediği ama özünü kavramakta zorlandığı hoşgörü böyle bir şey.

Karıncayı takdir etttiğimiz kadar Ağustos böceğini de sevmeyi öğrenelim, herkesi bir amacı var ve herşey gerekli. Şarkı söyleyip dans etmek de lazım, çalışıp didinmek de.

Bizden olmayanı sevmeyerek ve bizimle aynı düşünceleri paylaşmayanları yok sayarak yarattığımız sanal “bizlik” dünyasından hepimizin BİR olduğu, asıl gerçeklik olan “birlik” dünyasına adım atma zamanı. Aslan haritanızın hangi alanında yer alıyor bir bakın ve o alandan başlayarak kimliklerinizden ve öğretilen korkularınızdan sıyrılın. Dengeli bir şekilde ilerlemek için güzel bir ay olsun Ağustos ayı...

Kalp çakranız ışıldasın ve sizden çıkıp her yöne uzansın ışınları, size de her yönden sevgi aksın Aslan ayında, Güneş'in ışınları doldursun içinizi ve sizden geri yansısın...ve durmadan devam etsin bu döngü. 
Related Posts with Thumbnails

.