4 Temmuz 2011 Pazartesi

Herşeyi Olan Kız



Küçük bir kız çocuğu yaşardı çok eskiden. Hepimizin çocukluğu gibiydi onunkisi de. Bir ayıcığı vardı mesela. Kimilerinin saçını taramayı çok sevdiği bir bebeği, kimilerinin elinden düşürmediği hani geri çekince ileri doğru fırlayanlardan kırmızı bir oyuncak arabası olurdu ya, onun gibi bizim kızın da bir ayıcığı vardı heryere yanında taşıdığı.

Uzun yıllar boyunca nereye giderse götürdü ayıcığını; kimi zaman gezmeye gittiklerinde, kimi zaman otobüste unutuldu o ayıcık ama her seferinde sadık dostuna bir şekilde kavuştu. O peluş ayıcığı kim bulsa, bilirdi bizim kıza ait olduğunu ve hemen bu iki dostu biraraya getirmek için elinden geleni yapardı. Böyle bir şeydi çocukluk zaten, herkes sen mutlu olasın diye seferber olurdu!

Gel zaman git zaman küçük kız büyüdü, peluş ayıcık ise yaşlandı. Artık ayıcığı çamaşır makinesinde yıkamak veya lime lime olmuş tüyleri daha fazla yolunmasın diye  el değmemek de kâr etmiyordu onu adam etmek için. Küçük kızın annesi, her annenin çocuklarından habersiz yaptığı gibi bir "oyuncak temizleme operasyonu"yla ayıcığı evden postaladı. Küçük kız çok üzülmüştü buna ama yapacak birşey de yoktu. Ayıcığın bu operasyon sonrasında nerede olduğunu hiçkimse bilmiyordu. Hem ayrıca artık bu iki dostun birarada kalmalarında bir lüzum görmüyordu kimse belli ki, kapıyı çalıp "ayıcığınızı bulduk" diye gelen de olmuyordu.

Ayıcığıyla olan ilişkisinden öğrenmesi gereken birşey vardı belki de küçük kızın: Miadını dolduran herşeyin yaşamından çıkabileceği ve bunun doğal bir süreç olduğu!

Bunu erken yaşta öğrenmişti küçük kız...Büyüdükçe de yaşamından çıkan diğer şeylere ilk başta üzülse de sonra büyük bir olgunlukla durumu kabul etmeyi bildi. Belki de en çok hiçbir şeye fazla bel bağlamamayı öğrenmişti.

Kocaman olmuştu artık. Yaşamından ayrılan ve yaşamına katılan ne çok şey olmuştu o yaşa gelene kadar. Hiçbir şeyi sahiplenmemesi gerektiğini biliyordu şimdi.   

"Benim şuyum var, buyum var" demiyordu artık ama: "Herşeyim var" diyordu nedense.

"Yaşına başına bakmadan neler yapıyor" diyenlere inat, kafasına papatyalardan yapılmış bir taç taktı. Onun herşeyi vardı çünkü, taçsız kraliçe olmaktansa tacını da takmıştı kendi kendine. Bu yaşamda eğer sahip olduğu birşey varsa o da şimdiye dek dokunduğu diğer yaşamlardı ve olmaya da devam edecekti.

Bu yüzden hem hiçbir şeyi yoktu, hem de herşeyi vardı!

Related Posts with Thumbnails

.