5 Haziran 2011 Pazar

Oh Life....


Gecenin bir vaktinde keyifli şarkılar dinliyor, bir şekilde yollarımızın ayrı düştüğü ve görüşemediğim arkadaşlarıma zaman ayırabiliyor, kendime eskisine göre biraz daha fazla bakıyor, benim için önemli olan ne varsa onun peşinden gidiyor, gereksiz şeyleri ve çöpleri yaşamımdan atıyor, geçmiş olan hiçbir şeye üzülmüyor ve artık gelecek için endişelenmiyorsam ve herşeyden çok kendimi önemsemeyi öğrendiysem suç mu?

Aşık mısın diyorlar? Mutlu olmak ve yaşamı sevmek için aşık mı olmak gerekiyor?Değilim ya, vallahi!

Çok mutluyum, çok keyifliyim kim ne derse desin, ne sanarsa sansın! Hele de havalar ısındığından beri bir neşeliyim ki görmeyin gitsin. Deli deli konuşuyor, abuk subuk şeylere gülüyorum.  Şu Şanslı Masa denen programa beni çıkarsalar birbaşka benim kadar mutlu arkadaşımla birlikte, söyleyeceğimiz hiçbir şey, yapacağımız hiçbir aşırılık şaşırtmayacak bizi. Herşey mümkün! Her beklenmedik şey hem de. O sert ve korumacı kabuğun altındaki sıcak kan deli deli akıyor, kalbim aman da ne güzel atıyor. O kadar yani! 

Belki de Güneş'in sıcak dokunuşları beni bu hale getiren ya da artık eskisi kadar hapşırtıp burnumu akıtmayan polenler. Kime ve neye alerjim varsa iyileşiyor demek ki? Daha ne olsun! Ya da tatile çıkmaya da az kaldı ya belki de ondandır. Bilmiyorum gerçekten.

Yaşam güzel, an'da olmak, an'ın tadını çıkarmak güzel! Kim neden böyle yaptı, neden bunu dedi, niye surat yaptı diye düşünmektense benim yüzümün hep gülecek olması güzel. İsteyen gelir, isteyen gider. Ne varlığa sevinirim, ne yokluğa yerinirim artık. Bir ben varsa benden içerde başka da ne isterim ki zaten!

Evet evet... Gecenin bir vaktinde, hem de öyle somut bir şey yokken beni keyiflendirecek taa iliklerimde hissediyorum yaşam sevincimi.

Mutluyum işte, var mı diyeceğiniz?
Related Posts with Thumbnails

.