1 Haziran 2010 Salı

Metafor



Elif Şafak'ın Siyah Süt isimli kitabındaki gibi, nicedir kafamın içinde bir sürü ses konuşup duruyor, biri susunca öbürü alıyordu sazı eline.

Kimi zaman şaşırıyordum, bir dakika önce "ak" dediğime şimdi nasıl "kara" derim diye. Bu iç sesler kafamı karıştırmaktan başka bir işe yaramıyorlardı ki.

Biri kalbimin derinlerinden yankılanıyor, biri kimbilir belki de eski hayatlarımdan söz ediyor, biri korkuların ve kayıpların acısını içine sindirmeye çalışırken mızırdanıyor, biri de akıl kumkuması sanki, bilmişlik taslayıp duruyordu.

O kadar konuştular, tartışıp durdular ki aralarında... Uzlaşamayacakları taa en baştan belliydi aslında. Ama uzattılar da uzattılar. Hepsi kendi bildiğini doğru saydı. En sonunda ise olan oldu, tepemin tası attı. 

"Susun" dedim, "Sizi dinlemekten yoruldum. Hem bana bir çözümle gelemediniz hem de aylardır kafamı şişirip, aklımı bulandırıp durdunuz. Hemen susun şimdi, emrediyorum!"

Şaşırdılar. O zamana dek benden hiç böyle bir tepki görmemişlerdi. Kendi sesimden çok onları dinlemiş, gördüklerim ve bildiklerimden kaçıp umduklarıma sığınmıştım.  Bazen birine bazen de diğerine uymuştum.

Kafam bu gevezelerin vıdı vıdısından patlayacak hale gelmişti ki, bir şey daha gösterdi evren bana. Her zaman olduğu gibi, tam zamanında. Olması gerektiği gibi!

İşte, o zamandı bu gürültücülere "Susun" diye bağırdığım.

Sustular!

Dünle beraber gitti cancağızım;
Ne kadar söz varsa düne ait,
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.
Related Posts with Thumbnails

.