2 Ağustos 2013 Cuma

DENGEYE CEL UŞAĞUM



Yaşamın çarkları asla boşa dönmez. Bilerek veya bilmeyerek sürekli öğrenmemize ve bu şekilde evrilmemize ayarlıdır bu çarklar.
Kendi içinde dengesi tam olmayan sık sık geçer bu çarkların elinden. Üstünden dişlilerin tıkır tıkır geçişi her seferinde insanın bir yerini yontar ve eksiltir veyahut da birbaşka tarafını destekler ve çoğaltır.
Bazen de kendi elleriyle dengesini bozar insan. Bunu yaptığının da çoğu zaman farkına varmaz, varsa da bu dengesizlik içinde yaşamaya o kadar adapte olur ki sonuçta bir yanı eksik kalır, diğer yanı ise Abdurrahman Çelebi olmanın tafrasını satar.
Havası ve suyu fazla bir bilgi ve sezgi insanı olarak bendenize de şöyle bir ayar gerekmiş olsa ki bir grup arkadaşımın vesilesiyle kendimi Karadeniz yaylalarında buldum. Biraz ateş ve toprak gerekmişti dengeye ulaşmam için. Dağ, tepe, bayır gezmek ve daracık dağ yollarında bir tur aracının içinde savrula savrula, yavaş yavaş ve bata çıka ilerlemek tabiatıma pek uymamakla birlikte sakinliğime biraz adrenalin zerk etmesi açısından enteresan bir deneyim oldu: Turun en acemisi, en yavaşı, en beceriksizi ve en korkağı bendim. Oysa kendi çöplüğümde öterken en çalışkan, en hızlı, en yetenekli ve en cesurdum.
Hava'nın merakı, bilgisi ve zekası ile Su'yun sezgi, empati ve merhameti üzerime pek yakışıyordu gerçi. İyi de dengeli olmak için bu ikisi yetmiyordu. Bu halimle rüzgar nereye eserse oraya yağıyor, sonra yatağına göre bir şekle giriyordum. Bazen bir göl gibi dinginleşiyor, bazense bir şelaleden aşağıya paldır küldür yuvarlanıp denize ulaşmadan duruluveriyordum. Kimi zaman da okyanusa varıp iyice derine çekiliyor; orada kendime ait bir krallık kuruyordum.
Aslolan ise daima dengede olmaktı. Dengesizlik sadece bende değil yaylalarda da vardı; mesela, aşırı yağmur toprağı çamura dönüştürüyor, Güneş'in uzun süre kendini göstermemesi ise havayı buz kesiyordu. Toprak, Su, Hava ve Ateş'in dengeli birliktelikleri ise verimli toprakları ve dünyanın en muhteşem manzaralarını ayaklar altına seriyordu. Bunun için de dört bir yandan dengeli olması gerekiyordu yaşamın.
Rüzgar bulutları öyle bir taşıyacaktı ve Güneş öyle tutarlı parlayacaktı ki, yağan yağmur toprağı çamura dönüştürmeden altındaki cevheri uyandıracak, dünyayı yeşertecek, bereketi ve konforu bol bir yaşam alanı oluşturacaktı tüm canlılara. Dengede olanı makbuldü herşeyin...
Benim de en makbul halim denize varana dek hızımdan birşey kaybetmediğim halimdi. Bunu da çok severek yaptığım işlerde yani içimdeki suyu daima hareket halinde tutan dere yatakları ve asla dondurmayan günışığı bulduğumda başarıyordum. Rüzgarım da boldu nasıl olsa...
Kito'dan Ayder'e kadar süren zorlu yolculuk ve sonunda 3500 metreye çıkmak ve beynimdeki oksijen oranının değişimi bunları hatırlattı bana; eksik ve fazla yanlarımı farkettim. Dengemi bulmam için arasıra yaşamın çarkları beni yokluyor; kilometrelerce uzaklara yaptığım yolculuklar eninde sonunda içsel yolculuklara dönüşüyordu.  "Sibelciğum, napiyorsun daa?" dedim kendi kendime.
Bu içsel yolculuğuma gökyüzündeki Toprak burçlarındaki büyük üçgen ile Su burçlarındaki büyük üçgen de eşlik etti; maddi dünyanın dengesi ile manevi dünyanın dengesi yerine geliyor; o çok sevdiğim Su yanım toprakla bütünleşmeyi ve bereket getirmeyi öğreniyordu. Her esen rüzgarla sürüklenmektense ait olduğum toprakları sulayarak hayata can vermeliydi.
Şu an çektiğim ağrı ve sızılara bakarak bir daha o diyarlara gider miyim şimdiden bilemiyorum. Bildiğim tek şey şu: Fıtratımda bana uygun olan herşey mevcut. Elimdeki kaynakları en bereketli şekilde ve ziyan etmeden kullanmak tek amacım. Bunun için bende olmayan kaynaklara ihtiyacım olursa, yaşam bunu daima sağlar. Bazen bir asa verir elime dayanarak yürüyeyim diye, bazen elimden tutar. Yaşamın çarklarına ve beni bana en uygun koşullara kavuşturacağına inancım sonsuz. 
Kısacası, kendimi tüm eksik ve fazlalıklaRımla göRüyoR, kabul ediyoR ve seviyoR; ve ben daima dengede olmayı seçiyoRum. Bunu da KaRadeniz halklaRı gibi R'leri bastıRa bastıRa söylüyoR ve oRada bize evini, sofRasını açan tüm dostlaRa selam ediyRum daa..


0 comments:

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails

.