26 Eylül 2012 Çarşamba

YOLCU



Küçüktüm o zamanlar. Babam evde, arabada her yerde Neşet Ertaş dinlerdi. Bense sıkılırdım o ezgilerden; onca son moda şarkı varken neden bu eski püskü türküleri dinliyor diye de kızardım hatta içimden. (Dışımdan kızmam ne mümkün!) İlk fırsatta da teybi ele geçirir, kasedi bir başkasıyla değiştirir ve kendi zevkime uygun şarkılara kulak verirdim. Dedim ya, küçüktüm o zamanlar...

Çiçek Dağı eteklerinde yetişmiş bir babanın kızıyım ben. Bir Anadolu delikanlısının... Ağladığını pek göremediğiniz adamlardan; o astığı astık, kestiği kestik görünenlerden... Hepi topu üç-beş kez gördüm ağladığını: ikisi iki dedemin vefatında, biri kardeşimin bir hastalık nedeniyle hastaneye yattığında, biri de dün ve bugün Neşet Ertaş'ın ardından...

Ölümün kendini hissettirdiğinde görmüştüm ya babamın gözyaşlarını hep; ölümden korkar da bu dünyadan göçme fikri aklına gelir ona ağlar sanardım önceden. Oysa sonradan öğrendiğim birşey vardı babam hakkında: O bıçkın Anadolu delikanlısı görünümü altında sımsıcak bir yürek taşıyordu ve gözyaşları ölümden korktuğundan değil, ayrılığın ve hasretin ne demek olduğunu çok iyi bildiğindendi. O gözyaşlarının ardındaki bilgeliği ise yine o çok sevdiği ozanın türkülerinde bulmuştum.

Sırnaşık sözlerle değil yiğitçe ve dürüstçe dile getirebiliyordu sevgisini: "İki büyük nimetim var/ biri anam, biri yarim" diyebiliyordu mesela. Sonra "Kendim ettim, kendim buldum" sözünün ardındaki derin anlamı biliyordu. Sırra ermenin ne olduğunu, sırra sadece ariflerin varabildiğini öğrendiğimde farkettim ben de Anadolu bilgeliğinin ne demek olduğunu. Şu sözler üzerine şimdi spiritüel alem yazıp durmuyor muydu?

"Nerde ne arıyon divane gönül
Dinle bir kendini anlamak için
Sen bir ruhsun kalbin ruhuna bağlı
İrade elinde yönlemek için"

Ve Neşet Ertaş'ın ölüm haberini okuduğumda babamla ilgili birşeyler cız etti içimde. Ne kadar babamla özdeşleştirmiştim demek ki... Eee tabii, size olan sevgisini "havadaki turnalardan sakınırım kıskanırım" diye dile getiren bir babanız varsa, siz de onu o denli sakınırsınız.   

Kırkına merdiven dayamış, bilerek veya bilmeyerek babasından her daim birşeyler öğrenmeye devam eden bir kız çocuğu olarak bugün bir Neşat Ertaş türküsü daha öğrendim babamdan... "Katip olup yaz gayri aman" dedi bir ses kulağıma. İçinde nice anlamlar taşıyan bu türküyü sizler de bir dinleyin, sözlerini iyice bir içinize sindirin istedim. 

Bu sözleri yüreğinde hisseden yolcunun yıldızlar yağsın üzerine, Nur olsun yolu! Okuyun ve bir de dinleyin gayri aman! 


YOLCU
Bir anadan dünyaya gelen yolcu
Görünce dünyaya gönül verdin mi
Kimi böyü kimi böcek kimi kul
Merak edip hiç birini sordun mu
Bunlar neden neden inim sordun mu

Insan ölür ama ruhu ölmez
Bunca mahlukat var hiçbiri gülmez
Cehennem azabı zordur çekilmez
Azab çeken hayvanları gördün mü

İnsandan doğanlar insan olurlar
Hayvandan doğanlar hayvan olurlar
Hepsi de bu dünyaya gelirler
Ana haktır; sen bu sırra erdin mi

Vade tekmil olup ömrün dolmadan
Emanetçi emanetini almadan
Ömrüyün baağının gülü solmadan
Varıp bir canana ikrar verdin mi

Garip bülbül gibi feryad ederiz
Cehalet elinde küsmü kederiz
Hep yolcuyuz böyle gelir gideriz
Dünya senin vatanın mı yurdun mu



0 comments:

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails

.