25 Temmuz 2011 Pazartesi

Bir Tür Manifesto


"Bugünlerde gökyüzünde olanlar beni nasıl etkileyecek,  neler gelecek başıma" diye sorup durmayın, ne olur? Ne kahinim ne de başka birşey... Durugörürlüğüm, duruişitirliğim de yok, olsaydı keşke ama maalesef. Ben bilmem sizin başınıza ne geleceğini, kendi yaşamımın bir saniye sonrasını daha bilmezken... Tüm herşey "bu an"da olup biterken ve "bu an"ın sonuçlarının yarını yazdığını bilerek hele hiç ama hiçbirşey diyemem.

Üstelik astrolojiyi de bir kehanet ilmi olarak görmekten, köşebaşı falcıları ile astrologları - ki ben bir astrolog değilim, sadece gönüllüsüyüm - aynı kefeye koymaktan da vazgeçin. Gerçi öyleleri var ki, bakla atıp "a be, at bi beşlik söyleyeyim sana geleceğini" diyenlerden farklı değiller, üstelik onları "bi beşlik" de kurtarmıyor,  umut peşinde koşan nice insan paracıkları akıttıkça akıtıyor zamane falcılarının ceplerine. 

Göklere ait bir saat, pusula veya termometre gibi birşey bu astroloji denen şey. Olayların ve kişilerin saatini, yönünü, derecesini gösteriyor sanki. Ha, sıcakta palto ile gezmek isterseniz gezersiniz, bu size kalmış ama hava durumunu izleyip ona göre tedbir almak gibi birşey astrolojinin yolunu izlemek. Yani yağmur yağabilir diyorsa havayı koklayan adam, gökleri dinleyenler de birşey dedi mi dinlemekte fayda var. Gerçi kimi durumda yağmurun yağacağını bile bile de ıslanıyor insan. Islanması ona kuru kalmanın önemini ya da ıslanmanın da güzel olduğunu göstermek istiyor olabilir. Bir alacağın varsa hayattan alıyorsun her şekilde, ister yarın havanın nasıl olacağını  bil ister bilme. 

Göklerden gelen etkiler ne olursa olsun, herkes kendinden sorumlu ve herkes kendi ektiğini biçmekle meşgul, farkında olsa da olmasa da.

Her yeni doğan bebek de vaktini bilip çıkıyor bir önceki yuvasından yeni evine. Hiç uğraşmayın sezaryen gününü ve saatini belirlemeye kalkıp Tanrıcılık oynamaya. Herşey belirlendi, her bebek biliyor ne zaman gözlerini açacağını ve hatta her can biliyor bu yaşama ne zaman elveda diyip sonsuzlukta salınmaya başlayacağını yeniden. Bu arada geçen zamanda ise özgür iradeler giriyor devreye. İşte o zaman Satürn sopasını gösterdiğinde, Venüs Ay ile dansettiğinde, Neptün sislendirdiğinde zihninizi veya Uranüs beklenmedik sürprizler hazırladığında size ne yapacağınız size kalmış, kimse ama kimse size söyleyemez geleceğinizi. Herşeyin sorumlusu sizsiniz bre insanlar, neden her işte olduğu gibi bir günah keçisi veya bir lider ararsınız kendinize de kurtarıcının da şeytanın da içinizde olduğunu kabullenmezsiniz?!

Aslında ben ne yazacaktım ama nerelere geldim. Güzel kızımın doğum günüydü birkaç gün önce! Bana ve doktoruma sorarsanız - bundan 8 sene önce - normal doğum yapacak, ilk nefesini ve ilk ağlayışını duyacaktım. Oysa şartlar farklı gelişti, sezaryen Hızır gibi yetişti ve 29 Temmuz günü biçildi doğumgünü olarak. Yine zamanın çarkları ve gökyüzünün saati tıkır tıkır işledi ve 29 yerine 23 Temmuz 2003'te prensesim doğdu.

Herkes birşeyler planlıyor, tarih ve zaman belirliyor ve herşeyin bu iş planı dahilinde ilerleyeceğini bekliyorken mücbir sebepler çıkıyor ortaya ve bu durumlarda en katı sözleşmeler bile fazla tartışmaya gerek kalmadan fesih edilebiliyor işte.

Güzel kızım da aslında ileride hatırlamanın bana üzüntü vereceği bir tarih olan 29 Temmuz'da değil de Ay'ın ve güney ay düğümümün Boğa burcunda ve onikinci evimde olduğu gün dünyaya geldi. Demek ki öyle belirlenmişti zamanı. Demek ki Aslan kızımın yükseleninin Akrep olması gerekiyordu göğüs gerebilmesi için her güçlüğe ve bir Aslan gibi asil ve sahnede, bir Akrep gibi sezgisel ve derin olması gerekiyordu farkına varması için yaşamın ve olgunlukla anlaması için herşeyin bir nedeni olduğunu. Demek ki sadece Allah bilirmiş neyin ne zaman olacağını, bana nasıl bir evlat vereceğini, ona nasıl bir anne ve nasıl bir baba gerektiğini. Ve bu bebeğin hangi semavi enerjiler altında doğması gerektiğini elbette.

Kısacası neymiş efendim, astroloji aslında en İlahi ilimmiş. Yaradan'ın evreni ve insanı içine oturttuğu düzenlerden biriymiş. Farketmemiş miydiniz şimdiye kadar? Demek ki siz hep magazin astrolojisi gördünüz ve herşeyi 12 burca indirgediniz şimdiye dek. O zaman hem birilerine "neymiş halim?" diye sormadan önce hem de yargılamadan infaza geçmeden önce neyin ne olduğunu bilin, ne bileyim önce biraz araştırın falan da ona göre dile gelin. Mesela bir bakın da tarihin ilk astrologlarının ünlü matematikçiler ve astronomlar olduğunu öğrenin.

İyi ki doğdun bu arada güzel kızım! Tam olması gerektiği gibi, olması gerektiği zaman oldu herşey!

Ha yine de merak ediyorsanız sizi nelerin bekleyebileceğini - beklediğini demiyorum dikkat edin! - her ay Susan Miller'ın yorumlarını okuyabilir, keyifle başlayabilirsiniz yeni gelen aya. Biraz da reklam yapalım değil mi ama? O zaman Susan Miller aylık yorumlarının Türkçesi için: http://www.astrolojist.com/

4 comments:

Adsız dedi ki...

astrolojı islam ilim dallarından biridir

Sibel dedi ki...

Öyledir ama bunu birçokları bilmez işte. Sadece magazin tarafıyla ilgilenirler herşeyin, derinine inmeye uğraşmazlar bile...

HayatVEtavla dedi ki...

Kader nedire cevap gibi olmuş be kadın bu yazdıkların çokda iyi olmuş.
Hareketlerimizin müsebbibi biziz ama yaradan arada bir oyuna müdahale ediyor, gidişatı, ihtimali az olana doğru yönlendiriyor ki bakalım tepkimiz ne olacak; İsyan mı? sınavın bir parçası olduğunu bilip ona göre pozisyon almak mı?

Eline sağlık, bu yazını en beğendiğim yazın ilan eidyorum.(İçerik itibariyle:) )

Sibel dedi ki...

Sağolasın tavlacı. Uzun süredir yazmayınca biraz çenem de düşmüş sanırım :)

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails

.