2 Mayıs 2011 Pazartesi

Kanca Manca


Masmavi denizde sürüler halinde yüzerken balıklar, bir olta belirir aralarında. Sanki ilahi bir güç uzatmıştır elini de nimetler getirmektedir aciz balık milletine. Hepsi balık gibi bakarken gökyüzünden kendi dünyalarına inen oltaya,  ucundaki iğneyi değil de yemi görürler.

Görmek istedikleri odur çünkü ve tek dertleri karınlarını doyurmaktır. Zannederler ki o yemi mideye indirmek gerek, yoksa aç bırakır Poseidon, kimbilir? 
Oysa Poseidon'a güvenleri olsa, asla aç kalmayacaklarını da bilirler. Neyse bizim bu cahil balık milletinden en cabbar, en çevik olanı zıplayıverir diğer kardeşlerinin arasından ve "hooppp!" diye yutmak üzereyken kımıl kımıl, görenlerin ağzını sulandıran solucanı, o da ne?!!! Ağzı kanlar içinde kalır balık kardeşin ama iş işten geçmiş gökyüzüne doğru çekilmektedir artık. Ağzınca bir kanca, ağzının kenarından akan kanlar ve balık balık bakan gözleri ile artık bütünleşmiş, eşsiz bir sanat eseri gibi asılı durmaktadır denizin duvarında.

Böyle sürer gider masal, balıklar kanarlar iğnenin ucundaki yeme. Hiçbiri karnını doyuramaz ama doyma ümidiyle gider başkalarına yem olurlar ve hatta bir de üstlerine limon sıkar birileri.

Bu oltaların ucundaki solucanlar enerjimizi çalan insanlar gibidirler. Başta onlardan besleneceğimizi sanarız hani, hatta bir süre karşılıklı besleniriz de. Ama en çok korkularımızdır beslenen. Mesela "ya bu ilişki bir gün biterse ne yaparım?" der, yutarız iğneyi. Köle oluruz farketmeden. Ağzımızı açtığımızda her ne kadar özgürlük çığlıkları da atsak, bağımlı olduğumuz ama tüm kötü alışkanlıklarda olduğu gibi bu bağımlılığın zarar verdiği ilişkilerimiz vardır. Bu bazen bir eş, bazen bir sevgili, bir arkadaş ya da aileden biri de olabilir. Bizi korkularımızla karşı karşıya getirerek kendilerine bağımlı kılan, bir mazoşist gibi bundan bizim de gizliden zevk aldığımız ilişkilerden bahsediyorum elbette.

Bu tarz enerji kancası rolü oynayanların yanısıra sevgi ile beslenen ilişkiler de  vardır elbet. Onlar karşımıza olta ucunda çıkmazlar zaten, denizin içinde her yana saçılmış doğal gıdalar gibidirler. Poseidon balıklar için ziyafet vermektedir sürekli ve  birçok davete de bizzat katılmaktadır.

Ağzında yavrusuna yiyecek getiren anne kuşlarla küçük yavrucakları arasındaki ilişkide ise korku yerine sevgi vardır. Bu yüzden de bu tarz bir ilişkide aradaki bir enerji kancası değil sevgi bağıdır.

Şöyle bir tüm ilişkilerimizi gözden geçirsek. Hangileri korkularımız nedeniyle başlıyor ve sürüyor? Hatta hangilerinden korkularımız yüzünden vazgeçemiyoruz? Hangilerini ise sevginin ateşi yakıyor ve büyütüyor? Sonra tüm enerjimizi çeken, yaşam enerjimizi alt üst eden, damarlarımızdaki kanı çekip bizi zombi haline getiren ilişkileri elimizin tersiyle itip silsek yaşamımızdan. Diğer taraftan sevgi bağları ile yürüyen tüm ilişkilerimizin ateşini daha da güçlendirsek yüreğimizin nefesiyle.

Oluyor vallahi, bal gibi de oluyor. Bazen yıllar sürüyor enerji kancalarından kurtulabilmek bazen de nasıl olduğunu anlamıyorsunuz ama birden siliniveriyor bu korkuluklar yaşamınızdan. Oltanın ucundaki solucana kanmamayı ve kancayı ağzınıza batırmamayı öğreniyorsunuz. Ve en çok da Poseidon'a güvenmeyi. Sevgi ile yoğrulmuş nice aşı önünüze koyacağına inanmayı.

Kanmayı bıraktığımızda her oltaya, sevgi bağlarının gücü ile yaşayan tüm ilişkilerimiz daha çok güçlenecektir. Yanında kendinizi aşırı enerjik hissettiğiniz insanlar varsa bilin ki aranızdaki bağ sevgi bağıdır. Yok, tüm kanınız çekilmişçesine sürdürmeye çalıştığınız ama ne yapsanız da doğal olmayan bir zorakilik varsa ilişkilerinizde o zaman kurtulmanız gereken kancalarınız var demektir. Hem bu ilişkilerden, hem de korkmayı özleyen yanınızdan... 

0 comments:

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails

.