17 Nisan 2011 Pazar

Savaş(ma)



Her arketip herkesin içinde az çok barınıyor. Nasıl bir savaşçı varsa içinde, aynı zamanda yaralı bir yanın da oluyor mutlaka.

Savaşçı yanınla o kadar kendinden emin duruyorsun ki, ününe leke sürülsün istemeyen halin yansıyor dışarı. Her zaman başın ve omzun dik, hiç yenilmek istemeyen bir kumandan gibisin. Asıl kötüsü sanki hep bir savaş meydanındasın. Senin için herkes kötü, herkesin kafasında bir hinlik var ve herkes bir şekilde sana zarar vermeye uğraşıyor. Savaşçı yanını hiç terketmiyorsun bu yüzden. Sürekli elinde silahın, her an herhangi bir yönden gelebilecek saldırıya karşı tetiktesin. Aman da ne harikasın!

Çoğu kez kabul etmiyorsun bunu. Sen hep savaşçı görüyorsun kendini ama bir taraftan da kalkanını elinden hiç düşürmüyor, miğferini başından hiç çıkarmıyorsun. Yara almaktan korkuyorsun besbelli ya da eski yaralarının yeniden kanatılmasından. Oysa unutma: Geçmişteki acılar, savaşçının gücüdür.*

İlle de hep aynı yerden yara almak zorunda da değilsin, sürekli topuğunu kollamak zorunda olan Achilleus değilsin. Hem zaten “topuğuna sıkma” denen şey sadece filmlerde olsa gerek.


Hem belki bıraksan elinden kalkanını ve savursan saçlarını miğferinden çıkarıp aslında etrafında savaş falan olmadığını görebilirsin. Kimsenin karşında olmadığını, sen istersen herkesin yanında yer almaktan mutluluk duyacağını anlayabilirsin o zaman. Senin adım attığın kadar başkalarının da sana adım atabileceğini görürsün.

Farzet ki senin tüm bedenin ve ruhun yıkandı sihirli sularla ve eğer bir savaşçı olacaksan ancak ve ancak ışığın savaşçısı olabilirsin.

İçindeki Chiron’u iyileştirmekten geçecek Mars’ın gücünü ortaya koyabilmen. Yaralarını sen iyileştirebilirsin ancak ama bunu başkalarına saldırarak veya kendini saklayarak başaramazsın. O halde buna niyet et ve Mars ile Chiron’u barıştır bakalım.

Sonra da şuna inan: Biri bir şey dilerse bütün evren ona yardımcı olmak üzere işbirliği yapar. Işığın savaşçısı bunu bilir.*

*Paulo Coelho - Işığın Savaşçısının Elkitabı’ndan…



.

3 comments:

HayatVEtavla dedi ki...

Savaş savaşma, savaş savaşma, savaş savaşma :))

Gerektiği zaman savaşmalı ama gereksiz yere düşman edinmeye hiç gerek yok, ciddiyim gereksiz yere düşman edinmemek gerektiğini bugün anladım.

İstemek konusuna gelince evet katılıyorum o paulo coelhoya ama gerçekten "istemek"ten bahsediyorsak.

Eheheheheheheheheheheh :))))
Fazla ciddi olduyduda o yüzden şeetttimmmm :)

Sibel dedi ki...

güldürdün beni:))
komik tavlacı seni!!!

HayatVEtavla dedi ki...

:)) beni de güldürdüm.

dipis notus;
dünkü ben, bugünkü beni de güldürdü :))

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails

.