23 Mart 2011 Çarşamba

Seviyor/Sevmiyor

Küçük bir kız çocuğu ilkbaharın yeşillendirdiği bahçedeki çimenler arasından kopardığı bir papatyanın yapraklarını küçücük parmakları ile teker teker kopartıyor, en sona “seviyor” yaprağının kalmasını ümitle bekliyordu.


İstediği gibi olmadı ama ve “sevmiyor” diyerek son yaprağı kopardığında gözleri doldu çocuğun. Sanki bir gariban papatya falında çıktı diye bir şeyler “istendiği” gibi olacaktı. Oysa daha en baştan papatyanın kaç yaprağı olduğu belliydi. Mesele ilk seçimdeydi. “Seviyor” ile mi başlanacak yoksa “sevmiyor” diye mi? Sonuç, bu ilk seçime göre değişebiliyordu!


Bazen de ilk seçim ne olursa olsun, arada bir şey olabiliyor mesela çocuk seviyor da mı kaldı sevmiyor da mı şaşırabiliyor veya dili sürçüyor, yani ne bileyim işte bir şey oluyordu da sonuç yine değişebiliyordu. Olması gerektiği gibi oluyordu belki herşey de sırf o yüzden bir şeyler aracı oluyordu. Bir rüzgar esiyor ve papatyanın birkaç yaprağını uçuruveriyordu belki de.


Sonsuz olasılıklar içinden birini beğenip onu yaşamaktı hayat denen şey. Kimi zaman da sen beğen ya da beğenme sana sunulanı kabullenme basamağıydı. Yüzlerce papatya içinden birini seçip, o en önemli soruyu ona sorma mucizesiydi. O papatya bu çocuk için açmıştı belki de; yaşamının tek gayesi o küçük kız çocuğunun parmaklarında ölmekti. Bazılarının amacı da bir taç olup konmaktı kızın saçlarına. Kimi de bu güzeller güzeli kız çocuğunun ne ellerine ne de saçlarına değebilecek, vakti geldiğinde solup gidecekti. Bu da onların yaşamıydı ve öyle olmalıydı. Hiçbir papatyanın isyan etme lüksü yoktu dilediği gibi süremedikleri için yaşamlarını.


Küçük kız çocuğu ise güvenle elini bir papatyaya uzattı. Sorusunun yanıtının onda olduğunu biliyordu belli ki. Ve seçimini yaptı: “Seviyor”


Ne rüzgar esti, ne de beklenmedik başka bir şey oldu. Çocuk devam etti: “sevmiyor-seviyor-sevmiyor-…..” Son yaprağa gelindiğinde ise “seviyor” diye var gücüyle haykırıverdi.

Aynı sorunun iki yanıtı olamayacağına göre seçimlerine güvenmekten başka çaresi kalmadığını öğrenmişti çocuk. Bazen birden fazla kez seçim yapma şansı da tanınıyordu üstelik. Demek ki onu gözetip kollayan ve mutlu olmasını isteyen birileri vardı bir yerlerde.

Ve demek ki mutluluk onun ellerinde, küçücük parmaklarının uçlarındaydı üstelik!

0 comments:

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails

.