5 Mart 2011 Cumartesi

Cam Kırıkları



Camdan dışarıya gözlerini dikmiş, havada uçuşan kuşları seyrediyordu çocuk. Gözlerine dolmuş yaşların akmasını engelleyebiliyordu küçücük yaşına rağmen fakat ister istemez içine akıtıyordu gözyaşlarını.

Küçüktü daha. Hayaller ve hayalle karışık planlarıyla mutlu oluyordu. Beklediği birşey varsa hele ne gece uyku giriyordu gözlerine, ne de sabah keyfi yapabiliyordu yatağında. Erkenden uyanıverirdi hevesle. Hayallerini gerçekleştirebileceği yeni bir sabah dolmaktaydı odasının penceresinden içeriye giren güneşin tazeliğiyle.

Küçüktü daha. Henüz gerçekleri kabullenip onlarla mutlu olmayı öğrenmiş değildi elbet. Bu yüzden sırçadandı yüreği. Bir hevesi kırılmaya görsün, dünyalar başına yıkılırdı. Ve hep "demek ben layık değilmişim bu hayallere" diye düşünürdü. Öfkesini dışa vurmak için de garip yollara başvururdu sonra da. Öfkesini asıl kendini üzen ve kızdıranlara değil de belki de en sevdiklerine kusardı.

Çocuk camdan bakıp kuşları izlerken ve bir yandan da üzüntüsünü içine akıtırken bir şarkı çalmaya başladı radyoda:

Sanki dokunulmazdı çocukken ağlamak

Alışır her insan alışır zamanla kırılıp incinmeye
Çünkü olağan yıkılıp yıkılıp yeniden ayağa kalkmak

Ve izin verdi çocuk gözyaşlarının dışarı taşmasına. Dokunulmazlığı vardı bu konuda. Ve o da alışacaktı hayallerle değil gerçeklerle yaşamaya. Camdan değil demirden olması gerektiğini de öğrenecekti. Kaskatı değildi ki hem demir, eriyebiliyordu ona gücü yeten ateşin karşısında ama gerektiğinde de taş gibi olabiliyordu. Öyle olacaktı o da.

Camdan olmaktan kat kat iyiydi bu durum. Hem kırılan bir camın parçalarını yapıştırmak zahmetli oluyor, sonra da hep görünüyordu yapıştırma yerlerinin izleri. "Evet" dedi. "Demirden olmalıyım ben!"

Tam da cemre toprağa düşerken ve Balık burcunda yeniay varken niyet etti. Geçmişi, şu anı ve geleceğini şifalandırmaya... Ne olursa olsun güçlü olmaya ama ağlamanın da ne kadar insanca bir şey olduğunu unutmamaya elbette.

Radyoda başka bir şarkı eşlik etti ona:

Ağlamak güzeldir, dökülürken yaşlar gözünden sakın utanma! 

3 comments:

HayatVEtavla dedi ki...

Ama demir de, aldığı darbelerden eğilir.
Çelik eğilmez ama o da kırılır ve birdaha bir araya gelmez.

Sibel dedi ki...

o zaman bir ağaç olsun. rüzgar estikce o da eğilsin ama rüzgar bitince yeniden dogrulup kalksın ayağa. esnek olsun bir ağaç gibi. kırılmaz o zaman, egildikce de degerinden birsey kaybetmez ustelik...

HayatVEtavla dedi ki...

Bak işte bu olur. Hem bissürü dalları olur, belki dallarında meyve bile olur, kimbilir...
Sonra kök salar derinlere, hele bir de toprağını sevdiyse, hele bir de toprağı da onu sevdiyse yüzyıllar boyu meyve verir durur, nesilden nesile, nesillere...
Bak işte bu olur; ağaç olur...
:)

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails

.