24 Şubat 2011 Perşembe

Mutluluğun Resmi



Doğduğumda 12'li kuru boya hediye etmişti birileri. Birileri de elime koca bir resim kağıdı tutuşturmuştu daha bebecikken. Baktım, birtakım resimler vardı zaten üstünde. "Boya şimdi bunları" dediler. Boyaları daha doğru dürüst kullanmayı bilmeden, bana denileni yapıp başladım boyamaya...

Öyle bir hevesle boyadım ki resmi ilk yedi yaşıma kadar, bir ara bir baktım bazı renkleri hiç kullanmamış, bazı kalemlerimi ise aça aça küçücük bırakmıştım. 

Neyseki artık bana boya kalemi verecek yeni insanlar giriyordu hayatıma. Yepyeni renklerle tanıştım; yine bazılarını az, bazılarını çok kullandım renklerin.

Derken büyüdüm.  Artık kuru boyalardan başka boyalara da terfi etmiştim. Ayrıca beni yeni renkler ile tanıştıranlar oluyordu. Yeni deneyimler sayesinde daha güzel resimler konduruveriyordum ben de güzel resim kağıdıma. Tabii elimdeki boyaları almaya veya acımasızca kırmaya çalışan haylazlar, benden habersiz resmime bir şeyler karalayıp bana şaka yapmak isteyen muzip tipler de oluyordu elbette. 

Boya kutumdaki kalemlerden bazılarını ben hiç kullanmıyorum diye başkalarına vermiştim bir de üstelik. Oysa resmimin tamamlanması için her renge ihtiyacım vardı. Hele ki asıl bilmem gereken şey renkleri karıştıra karıştıra ortaya ne güzellikler çıkarabileceğimdi.

Sonra bir gün durdum, şöyle bir yakından baktım elimdeki kağıda. Güzel bir resim olacağa benziyordu ama daha çok eksiğim vardı. Birçok detayı atlamıştım sanki. Bir küçücük kağıttı elime tutuşturulan aslında ama bunca yıl boya boya da bitmemişti. Elimde koskoca bir fon vardı sadece. Ve daha çok belli renkler göze çarpıyor, bazı renkler ise eksikliğini uzaktan bakıldığında bile hissettiriyordu.

O zaman anladım ve biraz uzaklaşıp iyice karşısına geçtim resmimin. Farkettim ki şimdiye dek boyadığım sadece bir fonmuş belli renklerde yoğunlaşan.

Ne sevindim anlatamam.

Hemen daha önce elime hiç almadığım ve o ana dek en severek kullandığım boyaları kaptığım gibi geçtim resmin başına. 

Şimdi yaşamımın resmini çizmemin asıl zamanı gelmişti demek. Şimdiye dek yaptıklarımın resmimi üzerinde taşıyacak güce sahip bir arka plan  olduğunu bilmek de pek rahatlatıcıydı. Bunun üzerine ne güzel resimler yapabilir, ne güzel renklerle süsleyebilirdim bundan böyle.

O gün bugündür, daha bir hevesle boyamaktayım resmimi. Bittiğinde "Sen mutluluğun resmini yapabilir misin?" sorusunun yanıtı olacak benim resmim. İşte, diyeceğim benim mutluluğumun resmi bu ve bir yaşam süresine sığdırdım bunu! Çok çalıştım, çabaladım, ellerim yoruldu kalem kullanmaktan, gözlerim yoruldu dikkatimi renklere ve detaylara vermekten ama sonunda mutluluğun resmini yaptım diyeceğim.

Sonra birileri alıp çerçeveletecek ve bir duvara asacak resmimi. Benden kalan boya kalemlerini de sevenlerim saklayacaklar hatıra diye, hatta kullannalar bile olacak ve gurur duyacaklar benimle: "Azimli kadındı, en sonunda başardı mutluluğun resmini yapmayı" diyecekler.

Ohhh!







  

2 comments:

AVRAM USTA dedi ki...

Ben kendi resim maceramı anlatayım: Hayatım boyunca cevel yardımı ile bile olsa , düz çizgi çizmeyi beceremeyen ben,lise yıllarında müzik dersinden yırtabilmek için(berbatımdır) geçtiğim resim dersinde hayaımın en büyük kabusunu yaşadım.Lise ikide , hoca herkesten bir repredüksiyon yağlı boya yapmamızı istedi.DÖnem ödevi olacakı üstelik bu resim.Ara tara , Şeker Ahmet Paşa'nın bir resmini seçtim sonunda.Bir dönem boyunca uğraştım.Ama Allah için büyük bir sebatla üstelik.Sonuç:Biten tablo ile orjinal resmi yanyana koyan hocanın dehşet içindeki yüz ifadesi ve söyleyebildiği tüm şey : Sen bu orjinal üstüne mi çalıştın oldu...Benim o muhteşem(!) çalışmam da resme meraklı bir arkadaşıma kullanılmak üzere tuval görevi gördü.:))

Sibel dedi ki...

Avram Usta, bu anını paylaştığınız için teşekkürler.
Benim de resme yeteneğim yoktur ama her birimiz yaşamımızın ressamları değil miyiz? O halde en güzel renkleri kullanmak gerekmez mi bu resimde?

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails

.