12 Ocak 2011 Çarşamba

Yasaksa Yasak


Biliyorduk, içine doğduğumuz dünya sisteminin büyük bir dönüşüm zamanında olduğunu. Ya mesafeli, kuralcı ve geleneksel yapılar içinde inatçı bir keçi gibi diretmeye devam edip daha da dibi boylayacak ya da özgürlük denizinden kovamızı doldurup yolumuza öyle devam edecektik.

Her ikisinin de aşırı uçları vardı. Aşırı bağnazlıkla aşırı spiritüellik mücadelesi yaşanacaktı bir anlamda. Orta yol, aşırılığa düşmeden herkesin kendi içindeki cevheri keşfedebilme süreciydi. 

Kolay değildi elbet. Bir yanda şimdiye dek öğretilenler, diğer yanda evrimleşen aklın ve kalbin doğru bildikleri. Şimdiye dek öğretilenler korkuya dayalıydı hep. Suç diye ayıplananlar, karşılığında mutlaka belirlenmiş cezaları olan hatalar. Korku, o kadar kör ediyordu ki gözleri kimse ona başkaldırmayı göze alamıyor, doğru bildiğini bile dile getirmekten çekiniyordu. 

Yönetmek gerektiğinde toplumları en kolayı korkuları kullanmaktı. Cahildi insanlar ve hayatta kalabilmek adına öğrenilen en ilkel duygulardan biriydi korkmak. Yönetenler, korkuyu bir çeşit dizginleme ve dediğini yaptırabilme gücü olarak pek sevdi. Hatta aile içinde bile aynı yöntemi kullandılar. Çocuk babadan korktu, gelinler kayınpederden derken korku ile yola getirmek istedi güçlüler güçsüzleri.

Diğer tarafta sevgi ve güven vardı. Sonunda mutlak mutluluk getiriyordu kendine inananlara. Hem artık devir de değişmişti. Artık o kadar cahil yoktu, en azından öyle olduğuna inanmak istiyordu insan. Anneler biliyordu, çocuklarını sevdiklerini göstererek ruhen sağlıklı çocuklar büyütebileceklerini. Babalar biliyordu, çocuğuna hissettirdikleri güven sayesinde çocuğun eve kaçta gelmesi gerektiğini kendiliğinden bileceğini.

Mesele alışılageldik korku ile yönetme tarzını mı yoksa sevgiyi öğretme ve yaşatmayı mı tercih edeceğimizde. Gelin verelim kararımızı şimdi, burada!   

Yasak nedir, gerekli midir bir bakalım. Yasak koymak yerine herkese kendi seçim hakkını verelim ve öncelikle güvenelim insanlara. Hem Havva'nın ısırdığı elmanın yasak elma olduğunu nereden biliyoruz ki? O sadece seçimini yaptı ve özgür iradesini kullandı. Fena mı oldu? Bakın bu dünyayı onlar sayesinde deneyimliyoruz eğer hikaye doğruysa! 

Şimdiye dek korkuttular, yasak dediler, sonuna bir de cezalar eklediler ki iyice yıldırsınlar insanları. Yılanlar, yıldı. Korka korka, ezile ezile, güçlü gibi görünmeye çalışırken her gün eriye eriye yok oldular. Yılmayanların ise meşaleleri sevgi ile yandı. Sadece kendilerini değil etraflarını da aydınlattılar. Görenler gördü, bilenler bildi. 

Seçim sizin, seçim bizim. Ya korkacağız bir fare gibi ya da bir kartal gibi yüksekten uçacağız korkusuzca!

2 comments:

Aslısın dedi ki...

Korkmuyorum ulan!!! Bunu yürekten söylüyorum,
ne çok eziyet ettim kendime yıllardır; korkağım diye diye!

Sibel dedi ki...

Ben de, ben de! Hep korkak dedim kendime ve aslında ne cesur olduğumu öncelikle kendimden sakladım nedense.

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails

.