13 Kasım 2010 Cumartesi

Veda


Aman ha başlığa bakıp da yanılmayın. Veda ediyor değilim, daha yeni ısındım, gider miyim öyle hemen? İçimden gelenleri yazayım diye koyulduğum bu yolda bana eşlik edenleri bırakır, terkeyler miyim bu diyarı? Buradayım canım, merak etmeyin.

Tükenirse bir gün yüreğimden klavyeme (eskiden olsa kalemime denirdi) dökülecekler, elbet bilirim şerefimle gitmeyi ama şimdilik görmeye ve duymaya devam edeceksiniz beni.Sadece ben, kızım ve keyfimizin kahyası kısa bir tatile çıkacağız. Azıcık dinlenip eğlenip döneceğiz yeniden yuvamıza. Geçen bayram bekledik gelmediniz, ne yapalım? Bu sefer de biz yokuz işte!




Diyeceğim şuydu aslında, veda etmek yaşamımızın her anında var da farkında değiliz pek. Gece yaşama, sabah olunca uykuya hoşçakal diyoruz ve her gün bir sonraki güne güle oynaya başlıyoruz sonunun yine ayrılık olduğunu bile bile.

Ana rahminden çıkarken başlatıyoruz ilk bu döngüyü. Bir nefes çekip içimize hiç düşünmeden geri bırakıyoruz  çünkü biliyoruz bir sonraki nefesin aynı diriliği getireceğini hücrelerimize.

Günlere, aylara, yıllara veda ediyor hatta bu ayrılıkları yıldönümü, yılbaşı gibi isimlerle taçlandırıp kutluyoruz üstelik. Biliyoruz bu geçip gidenlerin ardından yenilerinin geleceğini.

İnsanoğlu değil miyiz, bilmeden nelerden ayrıldığımızı farketmiyor, nesnel ayrılıklarda ise binbir tereddüt yaşıyor, alıştıklarımızdan kopmamak için direnip duruyoruz. Hepimiz " Allah bizi gördüğümüzden ayırmasın" sözü ile gelmedik mi bu yaşımıza kadar? Oysa kim biliyor bu gördüklerimizin en iyi şeyler olduğunu? Neden direniyoruz ki değişmeye bu kadar? Yaşamım altüst oldu derken kim biliyor ki yaşamının altının üstünden güzel olmadığını?

İşinizden atılsanız, o süper geçen iş görüşmeniz olumsuz sonuçlansa, sevgiliniz sizi terketse, yıllardır yatarken yanınıza aldığını ayıcığınızı kaybetseniz, en sevdiğiniz küpenin tekini düşürüverseniz kulağınızdan ne oluyor? Bir süre sonra daha iyi bir iş, daha derin bir sevgi, daha güzel bir küpe sizin olmuyor mu?

Hayır mı dediniz?

O zaman güvenmiyorsunuz demek yaşama. Neden biliyor musunuz? Evren boşlukları sevmezmiş ve boşalan herşeyin yerini yepyeni enerjilerle doldurmaya çabalarmış. Yeni kıyafetler istiyorsanız mesela önce gardrobunuzu giymediklerinizden temizlemeniz gerekiyormuş. Öyle diyorlar vallahi ve bana da gayet inanılır geliyor.

Veda etmek zor geliyor işte yine de! Ayrılamam, onsuz olamam dediğiniz nicelerini siz tutmaya çalıştıkça yakasından çeke çeke götürüyor hırsızlar hiç acımadan gözyaşlarınıza.

Sonunda insan her ayrılığa alışıyor. Daha sağlıklı "yolun açık olsun" demeyi öğrenebilelim diye oluyor bütün bunlar.

O sımsıkı tutunduklarınızı gevşek bırakın şimdi. Neden mi? HEM HİÇBİR ŞEY SİZE AİT DEĞİL, HEM DE HERŞEY SİZİN İÇİN YAŞAMDA!

Hadi o zaman, Kurban Bayramınız da kutlu olsun şimdiden. Bakalım nelere veda etmeyi öğrenecek, nelerin paylaştıkça çoğaldığını anlayacaksınız? Neleri "feda" edeceksiniz bu bayram, karşılığında hiçbir "kâr" beklemeden.

İyi bayramlar! Büyüklerin, küçüklerin ve akranların yanaklarından öperim...  


1 comments:

Aslısın dedi ki...

Bugün, vazgeçmek istemediğim bir özelliğimi bırakmakla ilgili ciddi bir konuşma yaptım, birisiyle. Bırakmama sebebim, tam da dediğin gibi değişmekten korkmak. Bunu bulmuştum, yazdıklarınla, şu boşluk teorisiyle içime su serpildi. Dur bakiyim, siz tatil yaparken ben bunu düşüneyim.

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails

.