9 Kasım 2010 Salı

Sahnedeyiz



Yaşam okulunda koskoca bir sahnedeyiz hepimiz ve kendi senaryolarımızın başrol oyuncularıyız.



Şimdiye dek üstlendiğim rollere bakıyorum da bazılarında Oscar’a aday gösterilebilirken bazılarında çürük domateslere hedef olabilecek berbat bir performans sergilemişim. Şimdi biliyorum ki hiçbiri yönetmenin veya rol arkadaşlarımın sevabı veya günahı değildi. Hepsini ben yarattım ve yarattığım oyunda önceden hazırlanmış repliklerle konuştum.


Bakalım nerede nasıl bir oyun çıkarmışım şimdiye kadar:

Evlat rolü : Anne ve babamın iki gözbebeğinden biri olarak fena bir rol çıkarmamışım aslında. Bu role karşı pek bir kaygım da yok. Kötü performans karşısında bile bu oyunun asıl kahramanlarının gözünde her zaman birtaneyim. Seviyorum bu rolümü çünkü rol arkadaşlarım harikalar!

Kardeş rolü : Bilemedim ki, kötü değilim herhalde. Biradere sormak lazım daha çok. Ablalıktan halalığa uzanan geniş bir yelpazede seyrediyoruz şimdi. Halalık rolünde daha iddialı olduğum kesin!

Öğrenci rolü : Kesinlikle süper! Her zaman iyi öğrenci oldum, inek değildim ama! Dereceler alarak bitirdiğim okullarla bu rolü başarı ile tamamladım gibi görünse de her an öğrenmeye devam ederek bu rolden kopmaya hiç niyetim olmadığını da gösteriyorum sanırım.

Sevgili/Eş rolü : Hmm, bu konuda sahneye pek başarılı oyunlar koyduğum söylenemez. Belki de bana uygun bir senaryo değildi şimdiye kadarkiler. Ya da asıl doğrusu kendime uygun güzel bir senaryo yazmayı beceremedim. “En iyi erkek oyuncu” Oscar’ına aday olan biri ile belki yeni bir senaryo yazıp bir kez de Cannes’da şansımı deneyebilirim.

İşkadını rolü : Fena değilim. Bunu diğer roller arasında gerçekten rol olarak benimsediğimi söyleyebilirim. Resmen rol kesiyorum! Ciddi, işini takip eden, analitik, empatik, fizibilitelere ve kampanya planlarına inanan vs vs... Öyle yapmacık da durmuyor ama. Herkesi dört dörtlük bir iş kadını olduğuma bir güzel inandırırım ki sormayın.

Anne rolü : Diğer rollere göre daha kısa bir süredir üstleniyorum bu rolü. Hamilelik de dahil toplam sekiz senedir sahnelerdeyim. Çok fazla hissederek oynuyorum, hatta kimi zaman kendimi çok fazla kaptırdığım oluyor bu role. Yeni yeni öğreniyorum, bu role takılıp kalıp başka sahnelerde yitip gitme riski ile karşı karşıya olduğumu. Yine de bu rolü hiç kimseye kaptırmaya niyetim yok. Tüm kadın oyunculara bir gün bu rolü mutlaka denemelerini öneriyorum üstelik.


Arkadaş rolü : Bu rolde çok çok iyiyim vallahi. İçimde ne varsa yansıtabildiğim, sesimden sözümden anlayan insanlarla dostluk ettiğimdendir belki de hep güzel yansımalar aldım rol arkadaşlarımdan. Oscar heykelciğini havaya kaldırdıktan sonra onlara teşekkür etmeyi hiç atlamadım!

Bakalım daha ne roller üstleneceğim bu Tanrılar Okulu’nda. Mükemmel olmak zorunda değilim biliyorum ama hepsinin de hakkını vermek isterim. Yine de her haliyle seviyorum bu oyunu. Eski ve yeni rol arkadaşları ve bazen bir sürü figüranla sahnelediğim bu oyundan büyük keyif alıyorum. Biliyorum ki her biri ile özel bir amaçla karşılaştım ve onlar da severek kabul ettiler benim filmimde oynamayı...


Siz de seyredin kendinizi kendi oyununuzda bakalım beğenecek misiniz başrolü oynadığınız bu filmi?

Beğenin ve alkışları kabul edin! Hatta kendi kendinizi alkışlayıp, çiçek yağmuruna tutun! İyi iş çıkarmaya çabaladınız hep, şimdi olmasa da ileride daha iyisini yapmak elinizde!



“Bir rol ona inanmadan oynanmalıdır. Bunu ancak kendilerinin efendisi olan ve belli bir bilince ulaşmış kişiler yapabilirler: Bir düzen, bir disiplin ve çok fazla öz gözlemleme gerektiren bir sonuçtur.
Eğer rol gibi oynanırsa zevkli bir oyundur. Oyun olduğunu unutup roller özdeşleşmek ise ölümdür...”

"roller, bir merdivenin basamaklarıdır. hiçbirinde oyalanma. her birini kullan. ayağını koyduğun basamağı, bir üsttekine çıkmak için kullan!"


“ister bilinçli, ister bilinçsiz verilmiş olsun, kişinin başına kendi rızası olmadan hiçbir dış olay gelemez. öncelikle psikolojisinden geçmeden, hiçbir şeyle karşılaşamaz.


”...düşünce bu yüzden çok güçlüdür. düşünüş yazgıdır.
varoluş bizim buluşumuzdur ve bu yüzden sadece bize bağlıdır.
bu dünyadaki yaşantı, bir Tanrılar Okuludur.”


(Tanrılar Okulu - Stefano Elio D’anna)










5 comments:

Zennube dedi ki...

ne güzel anlatmışsın rolleri, çok sevdim :))

Aslısın dedi ki...

Ben seni tanıyorum ve kendini çok objektif değerlendirdiğini düşünüyorum. And the oscar goes to you, my baby!

Sibel dedi ki...

zennubecim, blog arkadaşlığı rolü de yakışıyor sana haa!

aslım, thx honey! I am so excited to get this Oscar! I would like to thank all my life mates! (weeping!)

Sevgi dedi ki...

Seninle aynı sahnede olmak büyük bir keyif

Sibel dedi ki...

O zaman alkışlar bize gelsin Sevgi'm!

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails

.