8 Kasım 2010 Pazartesi

Aşk Kapıyı Çalsa!


Aşk kapıyı çalsa, tanır mısınız? Bir Tanrı misafiri gibi hürmet gösterir misiniz?
Yoksa bakıp kapının deliğinden "Aman Aşk'mış gelen, açmayım ne me lazım!" mı dersiniz?

Aşk kapıyı çalsa, oturup okulda ve işte öğrendiğiniz SWOT analizini yapıp, başarısız olma riskini en aza indirmeye mi çalışırsınız? Muhtemelen!!!
Oysa SWOT denen şey nesnel dünyada geçerli olabilir ancak. Aşk söz konusu olduğunda risklerden, tehlikelerden söz etmek mümkün olmamalı aslında ama nedense yaşam öyle bir tedirgin hale getirmiş ki hepimizi bir işe adım atarken veya bilmediğimiz bir yola çıkarken olduğu gibi bir kişiye kalbimizi açarken de risk almak olarak görüyoruz bunu. Oysa sevmenin neresi risk olabilir ki? Olsa olsa güzel bir deneyim olup taçlandırır bizi ve yüreğimizin sınırlarının genişliğinin verdiği hazzı yaşatır.

Aşk kapıyı çaldığında açsanız, uçan halıya binip bir harikalar diyarına uçarsınız. Aşağıya dönüp baktığınızda ne yükseklik korkusu, ne baş dönmesi ne de mide bulantısı vardır.

Aşk kapıyı çaldığında açsanız, yedi renk elele tutuşup onunla birlikte içeri girer. Siyaha kapalıdır bu kapı.

Aşk kapıyı çaldığında açsanız, bahar gelir, kelebekler uçuşur havada ve midenizde. Yemeden, içmeden bile toktur karnınız, uyumadan bile parlar gözleriniz daima.

Aşk kapıyı çaldığında, pudra şekeri dökülür sanki saçlarınıza. Bir tatlı olursunuz ki, o kadar yani!

Teoride keşfetmiş durumdayım bu işi, o kadar ustayım ki hatta kitap bile yazabilirim aşka dair. Aşk kapıyı çalsa, hemen koşar açarım diyebilirim teoride! Pratikte ise bir sürü hata yapan acemi bir çırağım hala. Korkularımın içten içe yanması bitmez hiç, ya üzülürsem yine diye korkup kaçan bir kız çocuğu oluveririm hemen!

Aşk kapıyı çalsa, tanır mısınız? Kapıyı açar mısınız bu Tanrı misafirine?

Aşk kapıyı çalsa, tanır mıyım? Sesini, kokusunu, tadını hatırlar mıyım bir yerlerden? Korkusuzca, herhangi bir SWOT'a ihtiyaç duymaksızın sadece ve sadece birkaç ufak dikeni olabilecek bu gül bahçesine atar mıyım adımımı?

Aşk kapıyı çalsa, tanır mıyım? Sesini, kokusunu, tadını hatırlar mıyım bir yerlerden?

***



"Huzur içinde ellerimi kavuşturuyor ve bekliyorum
Rüzgara,gelgite yada denize aldırmıyorum.
Artık zamana yada kadere isyan etmiyorum
Bana ait bana gelecek çünkü"

John Burroughs



"Onlar ne istediklerini anlamıyorlar. Aşık olmak demek artık bir yol, bir teknik, bir yöntem yok demektir. Bu yüzden ona "aşka düşmek" denir; sen artık kontrol eden değilsin, sen basitçe içine düşensin. Bu yüzden kafa merkezli insanlar aşkın gözünün kör olduğunu söyleyecektir. Aşk yegane gözdür, yegane görüştür ama onlar aşkın kör olduğunu söyleyecektir ve eğer sen aşıksan senin çıldırmış olduğunu düşüneceklerdir. Kafa merkezli insana bu delice gelir çünkü zihin büyük bir hükümrandır. Kontrolün yitirildiği herhangi bir durum zihin için tehlikeli görülür.

Fakat insan kalbinin bir dünyası vardır, insan varlığının ve bilincinin hiçbir tekniğin mümkün olmadığı bir dünyası vardır. Tüm teknikler madde ile mümkündür; bilinç ile hiçbir teknoloji mümkün değildir ve aslında hiçbir kontrol mümkün değildir. Bir şeyin olmasını sağlamak yahut kontrol etmeye çabalamanın ta kendisi egoistliktir."


OSHO

9 comments:

dunyada bir balık dedi ki...

"Aşk kapıyı çalsa, tanır mısınız?"

Off hem de nasıl ;)

Billur dedi ki...

Küçücük bir uzaklığa takıldı ayaklarımız.
Yüz üstü kapaklandık yere.
Kalplerimiz kanadı.
Bayırlardan geçtik, yokuşlar indik, dağ tepe seğirttik ama biz senle düz yolda yürüyemedik... Alt tarafı, geceleri pencereden buruk bir gülümsemeydi yıldızımıza,böyle zorlandığımız...

Ve Tökezledik, düşmek istedik...
Biz gizliden gizliye bu uzaklığı sevdik galiba...
Kapımızı vurmuş da duymadık aşkı.
Kimbilir ne kadar beklettik.
Belki soğuktu, üşüdü.
Kalkıp açmadık.

Biz kapımıza gelmiş aşkın kalbini kırdık...


demişler :) güzel de demişler.

Sibel dedi ki...

dünyada bir balık, ben tanıyamamaktan korkuyorum ya durum çok mu vahim yani şimdi???

sevgili billy'm; çok çok güzel demişler! üstüne söyleyecek söz bulamadım ama yine de şiire şiirle karşılık vermeden de duramadım:

"Uyanır gibi birden bir korkulu rüyadan
O içimden sevdiğim, benim olan dünyadan
Bir ses bana:'Gel! ' dese, ben o sesi işitsem Kimsecikler duymadan bir kapı açıp gitsem "

Aslısın dedi ki...

aşk kapıyı çalmakla kalmamış, ben anladım :)
tadı çıksın, aşktan güzel var mı bu dünyada?

Sibel dedi ki...

yok aslım, çalan eden yok daha!
olsa dükkan senin ;)

Zennube dedi ki...

aşk kapıyı çalsa, bir güzel ağırlarım, yedirir içirir, sohbetimi eder, sonra da evine uğurlarım sanırım, zati misafirliğe gelmiş, kalıcı olsaydı, kapıyı çalmadan anahtarıyla girerdi :) ahh nerdeee

Sibel dedi ki...

tam bir Zennube yorumu. Beğendim !

Adsız dedi ki...

Biraz geç oldu ama...

Kalp neyin önemli olduğunu bilir. Kalp yaşamın onurunu, sadece var olmanın verdiği müthiş neşeyi bilir. Kalp kutlama becerisine sahiptir, asla soru sormaz. Zihin şüphelerle doludur. Bu yüzden zihin kalbin kör olduğunu düşünür.Eğer aşka hayır dersen önceki halinden daha az olursun. Osho (nilly)

Gezenti dedi ki...

Offf Sibel'im ben mi biraz çatladığım..kesin öyleyim ..ne duruyorsun kapı çalınacak git çal kapıları..sen ne istiyorsan nasıl mutluysan hayat öyle güzel..Hayat korkacak kadar uzun değişmiş.

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails

.