22 Ekim 2010 Cuma

Tanrıların Arabaları


Anne karnından, sıcak aile ocağından çıkarıp seni savaşa gönderiyorlar.

Korkma!

Güçlü ol, kendine inan ve çok çalış!

Sen, dışarıdaki tüm zorlukları kontrol edebilecek güce sahipsin.
Sen, içerideki dengeyi sağlayacak erdeme de sahipsin.
Sana yol gösterecek zihnin ve ruhun, bu yolda ilerlemeni sağlayacak harika bir bedenin var.
Sen, yaradılmışların en mükemmeli, en şereflisisin!



Bindiğin savaş arabasının dizginleri elinde!

Sen olmasaydın gökkubbe de olmazdı, yerküre de!
Sen olmadan at da koşmaz, tekerlekler de dönmez. Çık kabuğundan hadi,kumanda sende!

İçindeki artı ve eksiyi, eril ve dişili, siyah ve beyazı uyum içinde kullanabilmeyi bildikten, korkularının esiri olmaktan vazgeçtikten  sonra istediğin yöne gidecektir atlar ve uğruna savaştığın şeylerde zafere yaklaştıracaklardır seni.

Güvenlik alanını terkedebildikten sonra ışık dolu yepyeni bir yol açılır önünde. Tepende yıldızlar parlar ve aydınlatır geceni.

O zaman arabanın tekerlerine takılan taşlar dengeni bozmaz, o zaman atlar ürküp yolunu şaşmaz, o zaman yorulup dizginleri gevşetmezsin. 

Daha önce gidilen yollardan geçmek zorunda değilsin, önceki savaşlara yeniden girmek zorunda değilsin, kimsenin suçunu omuzlarında taşımak zorunda da değilsin! Senin yolun ve mücadelen herkesinkinden farklı. Çünkü sen de biriciksin ve kendi yönünü elbet bileceksin.

Hangi yöne gideceğini bildikten sonra, atlar seni oraya götürecektir ve her mücadelende zafer senin olacaktır.
Ancak bir şey var ki, unutma: Zafer son değil, başlangıçtır!

Yeni start çizgine geldiğinde anlayacaksın: Anne rahminden çıkıp içine girdiğin şey aslında bir savaş değil, senin cennetinmiş!

0 comments:

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails

.