14 Ekim 2010 Perşembe

Nereye?


nosce te ipsum – know thyself - kendini bil!


Gidiyorum dediğimde, anlamadı okuyanlar. “Nereye gittiğin belli değil” diyenler oldu ve haklıydılar belki de.

Yazı yazarken Akrep’deki Merkür’ümle ve üçüncü evimdeki Yengeç ile yazıyorum çünkü. Derin, gizemli ve bol teşbihli oluyor yazdıklarım, bazen bir kez okunduğunda anlaşılamayabiliyor. Ya da bazı dipnotlar yazmam gerekiyor:

* Burada yazılanlar doğrudan ifadeler değildir, altında başka anlamlar yatmaktadır.
* Anlamaya çalışmayın, sadece hissedin.
...

Ne yapayım seviyorum işte, yazdıklarımda şiirsel bir anlatım olmasını, cümlelerimi benzetmelerle süslemeyi, kelimelerle kedinin fareyle oynadığı gibi oynamayı. Tıpkı bir önceki cümlede bir kez daha yaptığım gibi. Buna bir çaba da harcamıyorum haa, içimden böyle geliyor, kalemimden daha doğrusu klavyemden böyle dökülüyor sözcükler.

Yine de “Yazarın ağdalı bir üslubu var” tarzında bir çıkarımı da sahiplenmeyi istemiyorum elbette. En başta dediğim neydi? “İÇİMDEN GELDİĞİ GİBİ”. Böyle geliyor benim de içimden, şöyle veya böyle olmaya çabalamaktan değil.

Neyse, nereye gittiğime dair daha açık olayım diye başlamıştım aslında bu yazıya, sadede gelelim madem!

Efendim, yolum çok uzun! Taa Ay’dan Güneş’e kadar süren bir yolculuk bu. Bu yolun üstünde tıpkı dere üstündeki taşlara basa basa, suya batmadan karşı kıyıya varmaya çalışarak ilerliyorum. Her menzilde dura düşüne ilerliyorum. Varmaya çalıştığım yer BEN’im!

Meali, şudur: “İlim, ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir”den yola çıkıyorum. Anne rahminden çıktığımdan beri bu yoldayım. Kendimi tanımaya, daha iyi bilmeye, amacımı ve yaşam planımı farketmeye, kendim OL’maya çalışıyorum. Hergün bir adım daha yol katediyorum. Hamken pişmeye uğraşıyorum. Kendimi gerçekleştirmeye, bu şekilde Güneş’e varmaya çalışıyorum. Adına ister Nirvana ister Fenafillah deyin, ben o yüksek mertebeye ulaşmaya uğraşıyorum.

İyi ve güzel bir yoldayım yani merak etmeyin! Yüreğim beni doğru yol ayrımlarına, ruhumun ihtiyacı olan kapılara ulaştırıyor ben istedikçe. Gittikçe önümde daha aydınlık kapılar açılıyor. Karanlıkta kaldığımı hissedersem, dün duyduğum ama beni çok derinden etkileyen bir sözü de elime fener yapmaya karar verdim: “Yerin duyguları ile değil semanın aklıyla” ilerleyeceğim. Dünyaya ve maddeye dair korkuları, kaygıları, kinleri, öfkeleri, yanılsamaları yerin dibine gömüp, meleklerin kanadına teslim ediyorum kendimi. Evrenin zekasına güveniyorum ve huzurla göğe yükseliyorum..

Güzel bir yol, değil mi? Sizi bilmem ama ben çok sevdim bunları:

Öfkelerden sıyrılmayı.
Kalbimi güzelliklere açmayı.
Yaşam sevincimi kendi kendime artırabilmeyi.
Kendime dönüşün ardından içimdekini dışarı yansıtıp kendimi gerçekleştirmeyi.
Asla kendi dışımdaki şeylere bağlamamaya hayatın akışını.
Suçlamaktan vazgeçmenin insanı özgürleştirdiğini görmeyi.
Herşeyin bende başladığını ve bende bittiğini anlamayı.


İşte size bir gökkuşağı daha, geçin altından bütün dilekleriniz gerçek OL'sun!

0 comments:

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails

.