29 Eylül 2010 Çarşamba

Sınanıyorum



Bazen bir bakıyorsun herşeyin var. Hem de dilediğin kadarı, hatta umduğundan fazlası. "İşte" diyorsun, "oldum!" Kendine öyle bir güveniyorsun ki, değmesin kimse! Bir müddet güven, gururla karışıyor. Gurur duyuyorsun kendinle, sahip olduklarınla, başarılarınla. 

Sonra nasıl oluyorsa birden o güven ters evrim geçirip kibire dönüşüveriyor. Herşeyin var artık ya, "Sen neymişsin be abi" moduna giriveriyorsun. Sen 1'sin, diğer herkes 0.

Bazen de bir bakıyorsun ki, az gitmiş uz gitmiş ama bir arpa boyu yol anca gitmişsin. Elinde avucunda ne kalmış? Koca bir 0! Neden? Ne oldu o küçük dağları yaratan yüce kudretine? Kim aldı elinden benim dediklerini? Yoksa hiç senin olmamışlar mıydı? Ya da senin olduğunu sandıkların aslında sana emanet edilenler miydi? Ne oldu, iyi bakamadın mı onlara? Sana verilenleri "nasıl olsa hep benim bunlar" diye küçümsedin mi, değer vermeyi bıraktın mı? Peki ya bunlar bir gün senden geri alınırsa, yine mi anlamazsın olan biteni? Yazık o zaman! 

Yaşam elini açmadan blöfünü yemiyoruz çoğu zaman. Elini açtığında ise bir bakıyorsunuz Royal Flush! Hadi bakalım, varsa daha iyisi gelsin beri. Alıp gidiyor sana verdiklerini, bir de kıskıs gülüyor ardından. "Aynı oyunu bir kez daha oynayacağız, bakalım öğrenebilmiş misin?" diyor.

Derdi seni yenmek falan değil aslında, öğren de bu oyunu hakkıyla oyna ve sonunda kazan istiyor. Sense inatla görmüyor ve öğrenmiyorsun.

Yaşam böyle bir şey işte: Bir veriyor, bir alıyor. Bir alıyor, bir veriyor. Hem sana verdikleriyle hem de senden aldıklarıyla deniyor seni.

Sen ÖSS, ÖYS, SBS, OKS, KPS ve sonu daha nice S'lerle dolu bir yaşamda olduğunu düşünedur, asıl sınav her gün çaktırmadan yapılıyor ve gören gözlere kazananlar ve kaybedenler hemen açıklanıyor da görmeyenler sonuç açıklanınca bile ne olup bittiğini anlayamıyorlar.

"Önemli olan hayatta "en çok şey"e sahip olmak değil, "en az şey"e ihtiyaç duymaktır" demiş Platon amca. O mertebeye varmak için şu piramidin tepesine tırmanmamız gerekiyor önce. Ama ille Maslow abinin dediği gibi önce alttaki basamaklarda tatmine ulaşmak gerekmiyor. Direkt bir paraşütle tepesine inmek istiyorum piramidin. Varsın karnım aç olsun, bir statüm, adım sanım, param pulum olmasın. 

Yeter ki en az şeye ihtiyacım olsun. Yeter ki aşk olsun!

3 comments:

HayatVEtavla dedi ki...

"Aynı oyunu bir kez daha oynayacağız, bakalım öğrenebilmiş misin?"

Farklı cümlelerle de olsa aslında sorduğu soru bu hayatın. Çok haklısınız.

Nasihatlara kulağımız kapalı çoğu kez ama bari musibetleri defalarca yaşamadan almamız gereken dersi alsak...

Sibel dedi ki...

SibelAlem'e hoş geldin HayatVEtavla...

HayatVEtavla dedi ki...

Hoşbulduk Alem-i Sibel...

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails

.