5 Eylül 2010 Pazar

Beni kategorize etme


Yaşamın sanki bir standardı varmış gibi herkesi aynı sanıyorsun bazen. Benzer yaşamlar sürdüğünü herkesin, benzer şeylere gülüp ağladığını... Oysa tanıdığını sandığın kişileri aslında hiç tanımadığını öğrendiğinde görüyorsun ki hiçbir şey göründüğü gibi değil.

Sen küçücük bir çocukken annen sana dondurma almadı diye ağlarken, birbaşkası yanında annesi olmadığı için ağlıyordu.

Sen burnuma estetik yaptırsam da şöyle adama benzesem diye kendine yapay sorunlar çıkarırken birbaşkası keşke ayaklarım olsaydı da bir kez olsun koşup oynamanın tadını anlasaydım diye hayal kuruyordu.

Sen babana şu kırmızı Converse'leri aldırmak için cinlikler planlarken birbaşkası babasını görebilecek mi o haftasonu bilmiyordu.  

Herkes farklı farklı acılardan, mutluluklardan ve sevgilerden geçerek büyümüş.
Var mı ki bir standardı bunun? Şöyle şöyle büyüyen daha iyi olur da, öbürleri kötü olur diyebilir misin?

Herşey Hayat Bilgisi, Fen Bilgisi kitaplarındaki gibi olmalı mı sanki? O kitaplarda yazanlar gibi olduğunda iyi, olmadığında kötü olduğunun bir ispatı mı var? İstisna ne demek? Kural ne? 

Mesela çekirdek aile anne, baba ve çocuklardan oluşurmuş. Kim demiş!? Yerim çekirdeğini! Hangi aile bu, biyolojik mi? Her doğuran veya her doğuma neden olan kişi anne veya baba olabilir mi? Herkes bir çocuğa ihtiyacı olan asıl şeyi, koşullar ne olursa olsun verebilir mi? Aile dediğin seni seven, kollayan, senin için varını yoğunu feda edenlerdir. Sonra küçücük bir çocuk haftanın belli bir günü gelip tüm çocukları aileleri ziyaret ettiğinde kendisini dünyanın en yalnız insanı hissedebiliyor, bir diğeri "Biz aile sayılmayız ki" diye patavatsızca bir laf edebiliyor işte.

Sinirliyim yahu! Yaşamın bizlere farklı farklı koşullar sunmasına değil, farklılığın çok önemli bir şey olup da bizi birbirimizden ayıracak, dışlayacak, iyi veya kötü olarak nitelendirilecek birşey olduğunu sananlara öfkeliyim. Nefret ediyorum işte kalıplar içinde düşünenlerden.

Sinirliyim işte! Okulda soyağacı denen zımbırtıdan yaptırmalarına küçücük çocuklara, yetimhanede büyüyenlere uzaylı gözüyle bakanlara, insanın özünü görmeyi denemek yerine kalıplar içinde kalmayı yeğleyenlere, "elalem ne der" laflarına "ben ne istiyorum"dan daha çok önem verenlere kızgınım.

Öf, kızgınlık ve öfke bana göre değil yahu. Bak, kızgınım, sinirliyim diye yazdığım için bile üzüldüm şimdi. Kötüyü görmek yerine güzelliklere açıyorum gözlerimi.

Gözümü açtığımda çirkin ördek yavrusundan güzel bir kuğuya dönüşen muhteşem birini görüyorum!

O kendini biliyor!


not: Bu arada merak edenlere duyurulur. Bu haftaki sayısal loto performansım daha iyi. 5 rakamı farklı sıralarda da olsa tutturdum. Olacak bir gün, biliyorum ;)

7 comments:

dunyada bir balık dedi ki...

"hiçbir şey göründüğü gibi değil."
sözün özü bu sanırım,içinde çok güzel dersler barındıran bir yazı olmuş severek sayarak okudum.

-lotoda daha iyi olacağız ben uğurlu sayımı buldum 8 miş yani çarşamba günü oynayacağım :))

Sibel dedi ki...

Severek okuyan yüreğine sağlık dbb. 8'i ben de severim, yan çevirince sonsuz işareti olur :))

Aslı dedi ki...

Aklını, kalbini seviyorum. Uzatmak istemiyorum, yazdıkların kalbimi acıttı, o kadar.

Sibel dedi ki...

ben de seni seviyorum Aslım...

Sıradan Bir Sazan dedi ki...

Numaraları istiyorum stop

Paylaşacağım seninle stop

Öpüyorum stop

Şimdiden iyi bayramlar stop

Yükseleni Terazi Sazan :)

Sibel dedi ki...

sana da iyi bayramlar Sazan'ım..

Billur dedi ki...

......

sıkıştırıp tıkıştırma beni depolaştırma
duygularım yok oldu, yüreğimi nasırlaştırma
beni demoralize etme, depolitize etme
her işten kaçar oldum, illegalize etme

:)

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails

.