17 Ağustos 2010 Salı

Ama üzülme, yine süzülme çünkü sen bir tanesin!





İnsan bazen unutuveriyor ne kadar değerli olduğunu. Hep bir onaylanma, takdir edilme, sevilme bekliyor dışarıdan.


Belki de taa çocukluktan gelen ve yüreğinin derinlerine temel atan duygularla unutuveriyor değerli olduğunu. Oysa değerli olduğunun birileri tarafından hissettirilmesi yerine önce kendisinin buna inanması gerektiğini atlayıveriyor.


Gayet insanca tepkiler aslında, değil mi ama! Tabii ki eğer o kadar kıymetliysek, bunun da takdirini toplayalım. Diğer taraftan, takdir edebilme yeteneğinden yoksun olanlardan da bunu bekleyerek o garibanların omzuna da fazla yük yüklememeliyim, değil mi?

İnsanın kendini değerli hissetmeyi öğrenmesi daha çocuklukta başlıyor. Anne ve babası tarafından sevildiğini bilmeli önce bir çocuk. Öyle hediyelerle, öpücüklerle ve sevgi sözcükleri ile değil sadece. Bunlar eksik olmasın tabii, hatta öpücükler, kucaklamalar bol olsun ama tüm bunları kalbine kazıyacak davranışlarla, bazen küçücük bir bakışla, içten bir onayla anlamalı insan sevildiğini. Her tehlikede ona uzanacak yardım eli bulabileceğini gördükçe güven duygusunu tanımalı. Asla yalnız olmadığını ama gerektiğinde ayaklarının üstünde DİMDİK durabileceğini öğrenmeli.


Sonra sadece anne-babasının prensesi veya paşası olmadığını, aslında en temelde kendi kendinin saltanatını sürdüğünü bilmeli. Kimseyi suçlamadan, sadece kendisiyle yarışıp kendisini yüceltmeye uğraşarak aşmalı engelleri. Şiirdeki gibi yaşamından kendinin sorumlu olduğunu bilmeli:


“Düşün…


Kim üzebilir seni senden başka?
Kim doldurabilir içindeki boşluğu sen istemezsen?
Kim mutlu edebilir seni, sen hazır değilsen?
Kim yıkar, yıpratır seni sen izin vermezsen?
Kim sever seni, sen kendini sevmezsen?" *


O halde, hepimiz sürekli tekrarlayalım kendi kendimize: "BEN BİR TANEYİM!" Birilerinin bize “birtanem” demesi, ille birine tapulanmamız gerekmez. Öyleyiz zaten, hepimiz birtaneyiz!


Düşünsenize, aynı parmak izinin bir eşi yok!  O kadar farklı ve özeliz! Ama çok da böbürlenmeyelim, çünkü  ancak herkes kadar değerliyiz! Herkesin farklı bir izi var parmağının ucunda ve herkes farklı izler bırakıyor geçtikleri yollara. Herkesin dünyadan aldığı ve geri yaydığı ışık farklı. Bırakalım bizdeki ışığı görebilen görsün, göremeyenlerin gözleri farklı frekansları algılıyordur belki. Bu bizi değersiz yapmaz.


Neymiş efendim, aslolan BEN’miş! 


"Herşey sende başlar, sende biter…
Yeter ki yürekli ol, tükenme, tüketme,
Tükettirme içindeki yaşama sevgisini…”*


veeee...
Hep hatırlayalım: “Çaresizseniz, Çare “SİZSİNİZ”*

Yazan: Amatör yaşam koçunuz Sibel ;)



*Friedrich Nietzsche

4 comments:

Aslı dedi ki...

Elimizi kaldıralım, başımızın üzerine götürelim ve okşayalım saçımızı, canım diyelim, kendi omzumuzu öpelim.

Bunlar da sevginin fiziksel boyutunu tamamlasın, benden size selam olsun :)

Sibel dedi ki...

Hadi yapalım, en önce ben...
kendi söküğünü dikemeyen terzi olarak hele bu gece o kadar ihtiyacım var ki...

Billur dedi ki...

buralarda "like" butonu yok mu :)

Sibel dedi ki...

like butonunu tıklamış gibi oldun billy the kid! thanks...

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails

.