13 Temmuz 2010 Salı

Sipariş Üstüne


Kendini çok dinleyen ve kendini bilme yolculuğuna çıkanların vardığı menzile ulaşmaya başaran dostuma...
***

Ne yollar katettik, ne yıllar devirdik bu uğurda? Amacımız hep kendimizi bilmekti aslında. Birilerine birşeyler ispatlamak için değil, huzur bulmak içindi bu arayışımız. Her bakındığımızda birbaşka yanımızı gördük, kendimizi olduğumuz gibi sevmeyi, şarkıda dediği gibi "aşk bir dengesizlik işi/dengeye dönüşendir sevgi" demeyi öğrendik. Geçici aşkların değil, kalıcı sevgilerin peşine takılmayı bildik.

Kendimizi sevdikçe tanıdık,ihtiyaçlarımızı ve beklentilerimizi keşfettik. Ve nasıl olup da bir süre kendimizi görmezden geldiğimize hayret ettik.
Ruhumuzun, zihnimizin ve bedenimizin sınırları sınandı önce. Bu sınavda bazen bu üçlüden biri diğerinden daha fazla acı çekti, bir diğerinin ızdırabına yol açtı. Bazen de biri diğerinin elinden tuttu, birlikte çıktılar girdikleri girdaptan. Gördük ki hepsi BİR'di. Gördük ki herşeyin temelinde bir DENGE vardı.

İçimizin arzularına dış dünyada karşılık buldukça ulaştık aradığımız dengeye. Dışımızda olan bitenin aynısının içimizde, derinde bir yerlerde yaşadığını görüp hayret ettik. Düzenin taa kendisini bir kez daha gördük. 

Bir yerdeki denge bozulduğunda, üzerine kurulmaya çalışanların bir bir devrildiğini gördük. Bozuk temeller üstüne kurulan binaların en ufak bir sarsıntıda yıkıldığı gibi. Ve karar verdik:

     Temelleri sağlam atmaya, malzemeden asla çalmamaya.

     İçimizden gelen arzuları takip ederek dışarı ile uyum sağlayabileceğimizi unutmamaya.

     Sadece verici değil alıcı olmayı da bilmeye.

Öyle ya alma-verme dengesi diye de birşey vardı. Veren sürekli vermeye devam ettikçe, alıcı olanın verebileceği birşey kalmıyordu. Mesele, aldığın kadar verebilmek ve verdiğin kadarını alabilmekteydi. Bunu yaparken, bencilliği ve züppeliği bir kenara bırakıp saygı göstermesi gerekiyordu verenin alana, alanın verene. Bu yüzden nefesimizi içimize çekerken "Hakkım olanı kolaylıkla alıyorum" diyebildik. Verirken de "İşime yaramayanı kolaylıkla bırakıyorum." dedik. Ritmi bulduk evrenin bir yerlerinde ve yine denge ile karşılaşmanın verdiği inanca sığındık.

Kendimize olan inancımız da arttı. Herşey "dalga etkisi" sayesinde bizden çevremize, çevremizden bize yayıldı. Dalgalar birbiri içine geçip yeni helezonlar yarattılar kaos gibi görünen bir düzen içinde. Ve ilk taşın atılmasından bir süre sonra suyun yüzeyi yine pürüzsüz halini aldı. Taşın da suya atılmasının bir nedeni vardı. Herşey hayrımızaydı.    

Daha görecek nelerimiz, öğrenecek çok şeyimiz var eminim ama farkındalık yolunda birbirimizden habersiz olduğumuz anlarda bile eşzamanlı adımlar attığımızı ruhlarımız biliyordu. Bundandı belki de kader birlikteliğimiz.

Bu yüzden, kim demiş bilmiyorum ama iyi demiş, duamız şudur bundan böyle:

Ey Tanrım,
Bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirecek cesareti,
değiştiremeyeceklerimi kabul etmemi sağlayacak sabrı
ve bu ikisini birbirinden ayırabilecek bilgeliği ver!


0 comments:

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails

.