2 Temmuz 2010 Cuma

Masal masal içinde


Bir varmış, hiç yokmuş...

Günlerden bir gün, dördünün yolları kesişmiş bir büyülü ormanda.

Pamuk Prenses'in zehirli elmadan aldığı ısırığın ağzında bıraktığı acılık midesini, kanmış olmanın acısı yüreğini kanatıyormuş . O kadar masummuş ki, gözlerinden pamuk kadar yumuşacık yaşlar akıyormuş.

Polyanna, çoğu zaman salaklık derecesinde iyi olmanın ona nelere mal olduğunu düşünüp kahroluyormuş. O kadar iyiymiş ki gariban, ilk defa iyilikleri yüzüne gülmüş, gözyaşlarını hakkını vermiş, tuzlu su damlacıkları inci taneleri olup dökülüvermiş avuçlarına.

Cinderella, gece yarısından önce eve dönmeyi başaramayıp foyası ortaya çıktığından hıçkırıklara boğuluyormuş. Büyük bir ikilemde, adeta arafta imiş. Kim olduğunu bilemiyor, Cinderella ve Külkedisi kimlikleri arasında bocalayan ruhunu hıçkırıklarla avutmaya çalışıyormuş.

Pinokyo, olmadığı bir şey olabilmek uğruna ne çok yalana dolana başvurduğuna, mert bir kukla olamadığına değil de gerçek bir çocuk olamadığına üzülüyormuş hala. E, doğal olarak da gözyaşı yerine kıymıklar dökülüyormuş gözlerinden. Kimse silmeye bile yanaşamıyormuş, kıymıklar ellerini kanatır diye.

Bu dördü ağlayadursun, Morpheus denen biri çıkmış karşılarına ve bir seçim yapmalarını istemiş. Önce hepsi mavi haptan atmış ağızlarına, bunun morfinden başka bir şey olmadığını bilmiyorlarmış. Masallarına geri dönüvermişler ve sonsuz döngüleri yeniden başlamış hepsi için ayrı ayrı. Çünkü hiçbirinin masalında mutlu son yokmuş artık. Masallarının sonunun gelebilmesi için hepsinin büyük bir dönüşüm geçirmeleri gerekiyormuş bu yeni düzende ve artık morfin bile uyuşturamıyormuş onları. Tekrar uyanmışlar masallarından ve büyülü ormandaki kavşağa gitmişler yeniden gözlerinde yaşlarla.

Bu kez Morpheus'un elinde yalnızca kırmızı hap varmış. "Bunu daha önce deneyen olmadı" demiş rüyaların tanrısı. Başka şansları yokmuş bizimkilerin, kırmızı hapları bir çırpıda yutmuşlar.

Tavşan deliğinden aşağıya düşerlerken karşılarında siz deyin Mavi Peri, ben diyeyim Oracle belirmiş. Tek bir söz söyleyip kaybolmuş, geldiğinden daha büyük bir hızla: "There's no spoon!"

İnanmıyor musunuz? Siz hangi dünyadansınız peki? Mavi mi kırmızı mı seçiminiz? Hangi gerçeklik dünyasında yaşıyorsunuz siz? Seçimlerinize dikkat edin o zaman! Kaderiniz oluyorlar sonunda!




2 comments:

HayatVEtavla dedi ki...

seçimlerimiz kaderimiz oluyorya, seçimlerimizin seçimleri neyimiz oluyor peki. Başka bir ifade ile seçimlerimizin negatif ya da pozitif tercihleri de bizim kaderimiz olmuyor mu? peki biz onlardan neyi seçmelerini beklemiştik, pozitifi mi negatifi mi? varmı bi önemi? bizim beklentimizin?

Sibel dedi ki...

şu an kafam dumanlı biraz, cevap veremiicem bu zor sorulara! telafi sınavına giriyim hocam...

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails

.