10 Haziran 2010 Perşembe

Ruh Eşi

Bu kelimeyi birçoğumuz mutlu bir aşk yaşayacakları, her yanıyla birbirleri ile uyum içinde olacakları, hiç üzülmeyecekleri bir ilişkiyle ve bu ilişkiyi onlara yaşatacak karşı cinsten "beyaz atlı prens" veya "peri kızı" ile bağdaştırır.

Ancak işin doğrusu bu değil. Ya da bence bu değil diyeyim.

Ruh eşi dediğimiz kişiler, kendi iç bütünlüğümüzü keşfetmemiz ve içsel dengemizi kurabilmemiz için gönderilir bize. Onlar eksik yanlarımızı tamamlayan, sivri yanlarımızı törpüleyen, en verimli yanlarımızı besleyen kişilerdir. Hem öğretmendirler, hem de öğrenci. Bu tek taraflı bir ilişki değildir çünkü.

İlle karşı cinsten biri olmalarına da hiç gerek yoktur bu durumda. Anneniz, babanız, kardeşiniz, çocuğunuz, arkadaşınız, akşam eve giderken ekmek aldığınız bakkal, evinize temizliğe gelen bayan, marketteki kasiyer... Herkes olabilir.

Bazen bu kişiler yaşamınıza kısa bir süreliğine girer ama o anlık etkileşimde ruhunuza neler katıldığını, o an olmasa da sonradan görürsünüz.

Bazen tüm yaşamınız boyunca sizinledir, bir türlü anlam vermezsiniz; bu nasıl bir kader, neden hep burnumun dibinde bitiyor diye düşünürsünüz. Onu da sonra anlarsınız.

Eğer bu kişiler yaşamınıza daha girer girmez birbirinize karşı taşıdığınız sorumluluğu ve misyonu farkedebilirseniz ne mutlu size. Çünkü bu çok önemli kişiler, size verecekleri dersi verir vermez kayboluverirler. Görevleri tamamlanmıştır çünkü. Görmeniz gerekeni göstermişlerdir size. Ve bu yüce görevi yerine getirmiş olmanın mutluluğu ile el sallarlar size.. 

Bu kişiler kişisel gelişiminize, yaşadığınız içsel dönüşüme, kaderinize ve belki de karmanıza katkı sağlamak için yoldaşlık ederler size. Hepsinin özel bir nedeni vardır bunun için...

"Hmm, çok tembelsin. Ben sana çalışkan olmayı öğreteceğim" der biri.
"Hep aynı konuda hata yapıyorsun, artık bu döngüyü benimle kıracaksın" der diğeri.
"Çok içine kapandın, biraz açayım seni, sonra gideceğim" der bir başkası.

Bu dersler kimi zaman keyifli geçer, kimi zaman da o kadar acılıdır ki dersi asmak istersiniz! Ama sonunda ister keyifle ister acıyla olsun alacağınız dersi alır, yılandan kartala dönüşmüş bir Akrep gibi (astroloji bilerler anlar) çıkarsınız dersten. Diploma almaya hak kazanmışsınızdır!

Yaşamıma girmiş ve girecek tüm "ruh eşlerime" teşekkür ediyorum.

Beni bana gösterdikleri, yarım yanlarımı şu veya bu şekilde tamamladıkları, beni bir sonraki basamağa taşıdıkları için!

Ne zaman diplomamı alırım bilmiyorum ama sanırım bu hayatta olacak birşey değil bu. Yaşam sürdükçe dersler de devam edecek.

Hadi zil çaldı, iyi dersler!

6 comments:

Aslı dedi ki...

Harikasın. Şu ara o kadar paralel konulara girmektesin ki kafamın içiyle.
Sürünen değil, göklerde kartal gibi süzülen akrebim :)

Sibel dedi ki...

Siz de bir ruh eşim olabilir misiniz bağyan?

Pelin dedi ki...

Mitolojiye göre; Gece Tanrısı yeryüzünde yaşayan insanların ayaklanma çıkardıklarını öğrenir.Bu ayaklanmanın bastırılması emir verir.İsyan bastırılır ve insanlar huzuruna getirilir.Bu isyanın bir daha yaşanmaması için bir kılıç darbesiyle insanları ikiye böler,karıştırarak dünyanın farklı yerlerine gönderir.Bu yüzden insanlar dünyanın neresinde olursa olsun,diğer yarılarını ararlar....

Sibel dedi ki...

Güzelmiş. O yarımı bulduğumda haber veririm. Dünyanın öbür ucunda değildir umarım ;)

HayatVEtavla dedi ki...

Ben yaşamıma girmiş ve girecek olan tüm ruh eşlerime teşekkür etMİyorum. Çünkü bazıları ders verirken(ya da ders almamı sağlarken) kendi bencilliklerinin dışa vurumunu yaşıyorlardı.

Ruh eşinden kasıt dost olmalı bee. Ciddi ciddi kavga ettikten bir iki saat sonra "çay doldurda içelim olum" diyebileceğin ve bir ömür boyu unutmayacağın anları yaşadığın kişi olmalı.

Sibel dedi ki...

sen bilirsin tavlacı!
gadi bi çay doldur da içelim olm!

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails

.