20 Mayıs 2010 Perşembe

İşte Öyle Bir Şey




Dayımın “limon” arabasını,
Bana aldığı Miki’yi ve üç tekerlekli bisikleti,
O bisikletle evimizin – bana kocaman gelen – küçücük terasında gezinip durmalarımı,
O terasta babamın sırf benim o haldeyken bir resmimi çekmek için beni ağlatmasını,
Yapboz parçalarına ve yapboz tahtasındaki yerlerine numaralar yazarak “Aman her seferinde ne uğraşacağım işte” modunda olaya yaklaşımımı,
Anneannem ve dedem ile Eskişehir’e gidiş gelişlerimizi,
Otobüste köfte vs yemeleri ( o zamanlar moda mıydı? Mola verilmez miydi? Neden herkes otobüsteyken evinin içindeki gibi rahat rahat herşeyi yer içerdi?)
Oradaki günlerimde gündüzleri dışarıdaki arabaları pencereden izleyip, “Bakalım kaçıncı araba kırmızı olacak?” şeklinde oyunlar türetişimi,
Dedemle köşedeki gazete bayiinden Milliyet Çocuk ve Marco adındaki dergileri alıp onlarla oyalanışımı,
Geceleri ise dedeciğimin elini tutarak uyumamı,
Okullu olduğumda yine dedeciğimin ödevlerime yardım edişini,
Çarşıdan geldiğinde ceketini, şapkasını alıp asmamı,
“Kel”inden öpüşümü,

Paris’ten getirdiği ve o zamanlar pek çok evde olmayan blender ile bana büyük bir törenle muzlu süt yapmasını,
Elektrikler kesildiğinde – pek sık kesilirdi – lüks denen aydınlatıcının yakılmasını,
Sesli bir biçimde yanan lüksün parlak ışığının eşliğinde oturuşumuzu,
Adının ne olduğunu hatırlamadığım bir ses kayıt cihazına sesimizi kaydettiğimiz zamanları,
Anneannem çörek yaparken yanıbaşında oturup unu bir kaşıkla dümdüz yapma telaşımı,
Çay kaşığı ile haşhaş tırtıklayışımı, (korkacak bir şey yok, kafa yapmaz J )
Annemle kucak kucağa Türk filmi seyrettiğimiz akşamları,
Tarık Akan’a aşkımı,
Küçük Ev’i, Laura’yı,
Buz Pateni yarışmalarını büyük bir keyifle izlediğimiz geceleri,
Kızların üstlerindeki ışıl ışıl kıyafetlerin rengini sadece hayal edebildiğimi,
Kendimi o kızlardan biri gibi hayal ettiğimi ve buz balesindeki partnerimle harika bir gösteri sergilediğimizi, gösteri bitişinde patenli küçük kızların bize karanfil demetleri getirdiklerini, benim de gülücüklerle onların yanaklarına öpücük kondurduğumu, bir taraftan da 4.9 – 5.0 – 5.0 şeklinde puanların okunduğunu düşlediğimi,
Bir seferinde bu düşler içerisindeyken tuvalete gitmeyi bayağı bir geciktirip uzandığım yerde ihtiyacımı giderdiğimi,
Babamla müdürü olduğu okula gidişimizi,
Öğrencilerin onu görünce korkudan tir tir titremelerini,
Okulun yolundaki bir duvardaki bozkurt ve hilalli resimden nasıl korktuğumu,
Tek çocukluk arkadaşıma gittiğimiz zamanları,
Onlara giderken bizim çantamızda, onlar bize gelirken de onların çantalarında çikolata ve şekerler dolu oluşunu,
Patlamış mısırları bir şeylere benzetme oyunumuzu,
Evlerinin bahçesindeki leylak ağacını, leylakların güzel kokusunu,
Okumayı öğrendiğim günü,
Okulumuzun yandığı ve gözyaşlarına boğulduğum zamanı,
Herkesin bayıldığı, üzeri fiyonklu kırmızı ayakkabılarımı,

Kıvırcıklıktan taranmayan saçlarımı,
İlk okuduğum kitabı: Sibel İle Yunus Balığı!
Öğretmenimin beni beşinci sınıfa götürüp kitabı bir de orada okutmasını, beşinci sınıf öğretmeninin sınıfındaki tembellere beni örnek göstererek onları küçük düşürdüğü, benimse yerin dibine battığım ama biraz da gururlandığım günü,
Babam seminer için şehirdışına çıktığında dolabındaki kıyafetleri koklayışımı,
Annem okuldayken onun ayakkabılarını, kıyafetlerini deneyip ayna karşısında makyaj denemesi yapışlarımı,
Kardeşimle oyun niyetine başlayıp ardından canımızı acıtmaya yönelik bir hal almaya başlayan boğuşmalarımızı,
Annemin gençliğinden kalma Zeki Müren, Neşe Karaböcek, Ajda Pekkan, Selda Bağcan, Barış Manço plaklarına hayranlıkla bakışımı,
Biriktirdiğim harçlıkları teybin pil yuvasında gizlediğimi,
Bu tuşlarına zor basılan teypten stereo olmayan kasetler dinlediğimi,
Erol Evgin şarkılarını

SEVGİYLE HATIRLIYORUM!

“hani ıssız bir yoldan geçerken

hani bir korku duyar da insan

hani bir şarkı söyler içinden

işte öyle bir şey


hani eski bir resme bakarken

hani yılları sayar da insan

hani gözleri dolar ya birden

işte öyle bir şey”

2 comments:

Aslı dedi ki...

Of of naaptın böcüğüm ya? içim gitti be.
Ben de buz pateni izlerken hep aşk hikayeleri yazardım :))

Sibel dedi ki...

Seninle aynı tür deliyiz bocugum, olcak o kadar;)

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails

.